Makale, kişisel otomobil sahipliğinin geleceğini sorgulayarak, robotaksilerin yükselişiyle bu kavramın nasıl değişeceğini ele alıyor. Yazar, otomobil sahipliğinin yasa dışı hale getirilmeyeceğini ancak robotaksilerin ekonomik cazibesi nedeniyle pratikliğini yitireceğini öne sürüyor; tıpkı çoğu kullanıcının bilgisayarlarında "root" erişimine sahip olmaması gibi. Robotaksilerin 3-5 yıl içinde, tam otonom sürüş sorununu tamamen çözmeye gerek kalmadan, sınırlı alanlarda bile kârlı bir şekilde çalışarak ekonomik olarak mantıklı hale geleceği belirtiliyor.
Başlangıçta, risk iştahı yüksek risk sermayesi (VC) yatırımcıları sayesinde çok sayıda robotaksi ağının ortaya çıkacağı ve piyasayı ele geçirme iddialarıyla rekabet edeceği tahmin ediliyor. Bu dönem, scooter şirketlerinin yaygınlaşmasına benzer şekilde, sokakların yeni ve ucuz robotaksilerle dolup taşacağı bir bolluk dönemi vaat ediyor. Ancak makale, bu durumun Silikon Vadisi'nin "dolandırıcılığının" yeni bir versiyonu olduğunu, şirketlerin kârlılıktan ziyade sermaye artırma kapasitelerine göre büyüyeceğini ve bazı bölgelerin politik gündemlere bağlı garip lisanslama süreçleri dayatabileceğini vurguluyor.
Bu şirketlerin çoğu başlangıçta kârsız olacak ve zamanla konsolidasyon yaşanacak; 26 şirketten 2 veya 3 büyük oyuncuya düşülecek. Konsolidasyon tamamlandığında, kalan şirketler açıkça anlaşmadan fiyatları koordine edebilecek ve sürüş ücretlerini, hizmetin maliyetinden bağımsız olarak, müşterinin ödemeye istekli olduğu maksimum miktara göre algoritmik olarak belirleyecekler. Bu durum, ulaşım sektöründe köklü bir dönüşüme yol açarak kişisel araç sahipliğini büyük ölçüde gereksiz kılacak.
Robotaksilerin yaygınlaşması, kişisel otomobil sahipliğini ekonomik olarak anlamsız hale getirerek ulaşım alışkanlıklarımızı kökten değiştirecek.