Genel olarak yazılımlar, karmaşıklık arttıkça bir uzantı diline ihtiyaç duyar ve kendi başına bir platform haline gelir. Python da geleneksel olarak C arayüzü üzerinden native kod ile genişletilirken, son zamanlarda WebAssembly (Wasm) ile genişletilmesi pratik hale geldi. Bu yaklaşım, Python kütüphaneleri içinde mimariden bağımsız Wasm blob'ları göndermemizi ve bunları host sistemde native bir toolchain gerektirmeden kullanmamızı sağlıyor. Bu, geliştiricilere tercih ettikleri dilde yazma ve daha gelişmiş geliştirme araçlarını (hata ayıklama, test etme vb.) kullanma imkanı sunarken, metin dosyası olarak bir script sağlamaktan daha fazla sürtünme yaratabilir.
Wasm'ın Python'ı genişletmek için iki ana kullanım alanı bulunuyor. Birincisi, Python'ın kendi başına erişemediği harici bir arayüze erişim sağlamak. Ancak Wasm'ın sandbox yapısı nedeniyle dış dünyaya erişimi olmadığından bu senaryo için uygun değil. İkinci ve daha uygun kullanım alanı ise Python'a hız kazandırmak ve harici erişim gerektirmeyen, farklı bir programlama dilinde yazılmış gömülü yeteneklere erişmektir. Makale, bu amaçla kullanılabilecek iki farklı Wasm runtime'ını inceliyor: wasm3 ve wasmtime-py.
wasm3, C tabanlı ve gömülmesi kolay bir runtime olmasına rağmen, performansı ortalama seviyede ve pywasm3 bağlayıcıları için bir C toolchain gerektirmesi, mimariden bağımsızlık amacını ortadan kaldırıyor. wasmtime-py ise daha iyi bir seçenek olarak öne çıkıyor. x86-64 ve ARM64 mimarileri için Windows, macOS ve Linux'ta ikili dosyalar sunarak neredeyse tüm Python kurulumlarını kapsıyor ve host sistemde native toolchain gerektirmiyor. Testlerde wasm3'ten 3 ila 10 kat daha hızlı olduğu belirtiliyor. Ancak, yaklaşık 18 MiB'lık boyutu ve API'sinin aylık olarak değişmesi, sürekli yükseltme ihtiyacı doğurarak geliştiriciler için bir dezavantaj oluşturuyor.
WebAssembly, Python uygulamalarına platform bağımsız performans artışı ve farklı dillerde yazılmış yetenekleri entegre etme potansiyeli sunarak geliştirme süreçlerini dönüştürüyor.