Makale, günümüzdeki web formlarının, özellikle adres bilgilerini toplarken ne kadar verimsiz ve kullanıcı dostu olmayan bir yapıya sahip olduğunu eleştiriyor. Yazar, ABD posta kodunun (ZIP kodu) sadece 5 karakterden oluşmasına rağmen, bu bilginin şehir, eyalet ve ülkeyi otomatik olarak belirleyebileceğine dikkat çekiyor. Ancak çoğu web sitesinin bu potansiyeli göz ardı ederek kullanıcıları sokak adresi, şehir ve eyalet gibi bilgileri manuel olarak girmeye zorladığını, hatta 50 eyalet veya 200'den fazla ülke içeren açılır menülerde uzun süre gezinmek zorunda bıraktığını belirtiyor. Bu durum, milyarlarca saatlik insan ömrünün boşa harcanmasına neden oluyor.
Çözüm ise oldukça basit: Kullanıcılardan ilk olarak posta kodunu istemek. Bir posta kodu girildiğinde, ücretsiz API'ler (örneğin zippopotam.us gibi) aracılığıyla şehir, eyalet ve ülke bilgileri anında otomatik olarak doldurulabilir. Bu yaklaşım, kullanıcıların daha az bilgi girmesini sağlayarak zaman kazandırır ve form doldurma sürecini hızlandırır. Ayrıca, posta kodu bilindiğinde sokak adresi otomatik tamamlama özelliği de çok daha verimli hale gelir, çünkü arama alanı 160 milyon adres yerine sadece birkaç bin adresle sınırlanır. Bu da daha hızlı ve doğru sonuçlar anlamına gelirken, web sitesi sahipleri için de daha temiz veri sağlar.
Yazar, bu teknolojinin yeni olmadığını, 1960'lardan beri var olan "lookup table" mantığına dayandığını ve sadece birkaç satır kodla kolayca uygulanabileceğini vurguluyor. Makale, mevcut kötü form tasarım örneklerini "katmanlar" halinde sıralayarak eleştiriyor ve hatta mobil cihazlarda posta kodu girişi için inputmode="numeric" gibi basit HTML özelliklerinin bile kullanılmadığına değiniyor. Temel mesaj, basit bir değişikliğin hem kullanıcı deneyimini hem de veri kalitesini önemli ölçüde iyileştirebileceğidir.
Web formlarında posta kodunu ilk sormak, kullanıcı deneyimini radikal bir şekilde iyileştirirken, veri girişini hızlandırır ve hataları azaltır.