Brown Üniversitesi'nde iki öğrencinin ve ardından bir MIT profesörünün öldürüldüğü olayların şüphelisinin yakalanmasında, otomatik plaka tanıma kameraları büyük rol oynadı. Providence ve Brookline'daki bu cinayetlerin ardından, yetkililer şüpheliyi bulmak için Atlanta merkezli Flock Safety şirketinin kameralarını kullandı. Şirket, Massachusetts ve New England'daki birçok polis departmanıyla çalışarak suçla mücadelede önemli bir araç haline geldi. Ancak bu teknoloji, temel denetim ve denge mekanizmalarından yoksun çalıştığı gerekçesiyle yoğun eleştirilere maruz kalıyor.
Flock Safety'nin kameraları, sadece plaka değil, araçların marka, renk ve hatta çıkartmalarını bile tanıyabiliyor. Günde 30.000 aracı kaydedebilen bu sistemler, güneş enerjisi ve kablosuz altyapı ile çalışıyor. Ancak bu yaygın kullanım, özellikle mahremiyet endişeleri nedeniyle topluluklarda tartışmalara yol açtı. Örneğin, Chestnut Hill Realty'nin kameraları kurması yerel halkın tepkisini çekerken, Cambridge şehri Flock Safety ile olan anlaşmasını sonlandırarak teknolojinin kapsamlı bir değerlendirmesini yapma kararı aldı. Bu durum, suçla mücadeledeki etkinliği ile kişisel mahremiyet hakları arasındaki gerilimi bir kez daha gündeme getiriyor.
Suçla mücadelede yapay zeka destekli gözetim teknolojilerinin etkinliği, mahremiyet ve denetim eksikliği endişeleriyle birlikte büyüyen bir tartışma konusu olmaya devam ediyor.