1941 tarihli bu makalede yazar, Almanya, Avusturya ve Fransa'daki gözlemlerine dayanarak, bir kriz anında kimlerin Nazi olacağını tahmin etme üzerine ilginç bir "salon oyunu" oynadığını anlatıyor. Yazar, doğuştan Naziler, demokrasinin yarattığı Naziler ve kesinlikle yoldaş olacaklar gibi farklı tipleri tanıdığını belirtiyor. Ayrıca, hiçbir koşulda Nazi olmayacak kişileri de bildiğini iddia ediyor. Makale, Nazizmin ırksal özelliklerle ilgili olmadığını, hatta birçok Yahudinin bile Nazi olabileceğini, hatta "Onursal Aryan" olmak için atalarını reddedenlerin veya Hitler'in gizli servisine katılanların bulunduğunu vurguluyor. Nazizmin ırk veya milliyetle değil, belirli bir zihin tipine hitap ettiğini savunuyor.
Yazar, Nazizmin aynı zamanda bir neslin hastalığı olduğunu öne sürüyor; özellikle Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda genç olan veya henüz doğmamış olan "kayıp neslin". Bu durumun İngilizler, Fransızlar ve Amerikalılar için de Almanlar kadar geçerli olduğunu belirtiyor. Hatta, biyolojik faktörlerin de etkili olabileceğini, belirli bir eğitim, beslenme ve fiziksel antrenman türünün, entelektüel kapasitesinin disipline edemediği enerjilerle dolu, güçlü bir vücuda, çocuksu bir zihne ve neredeyse tamamen ihmal edilmiş bir ruha sahip yeni bir insan türü yarattığını düşünüyor. Makale, bu tezini Bay A gibi karakterler üzerinden somut örneklerle açıklamaya başlıyor ve Bay A'nın asla Nazi olamayacağını iddia ediyor.
Makale, Nazizmin ırk veya milliyetten ziyade belirli bir zihin yapısı ve nesil hastalığı olduğunu öne sürerek, insan doğasının karanlık yönlerine dair zamansız bir bakış açısı sunuyor.