Nature dergisi, 1869'da yayın hayatına başladığında güvercinler üzerine yorumlar sunan bir dergiyken, zamanla bilimin en prestijli yayınlarından birine dönüştü. Ancak Nature bu itibarını nasıl inşa etti ve bu başarı sürdürülebilir mi? Bilim, keşfedenlerden daha uzun yaşayan gerçekleri ararken, bilimsel prestij genellikle bireyler ve kurumlarla ilişkilendirilir. Dergiler için bu prestij, etki faktörü, kabul oranı ve sıralamalar gibi metriklerle ölçülür; bu da yayının zorluğunu ve bir çalışmanın kurumsal beğeni toplama olasılığını gösterir.
Bu avantajlar, sadece başarılı bir dergi değil, aynı zamanda modern bilimi şekillendirmeye devam eden bir prestij sistemi de yarattı. Bu sistemdeki prestij, umulduğu gibi sadece saf bilimsel liyakatin bir yansıması değil, aynı zamanda araştırma miktarının bireylerin değerlendirme kapasitesini çok aştığı bir çağda dikkat çekmek için oluşturulmuş bir kurgudur. Nature'ın yükselişi, bilimsel iletişimin evriminde ve akademik başarı algısının nasıl şekillendiğinde önemli bir örnek teşkil etmektedir.
Nature dergisinin yükselişi, bilimsel yayıncılıkta prestijin sadece bilimsel liyakatle değil, aynı zamanda stratejik faktörlerle nasıl inşa edildiğini ve sürdürüldüğünü gösteriyor.