Meksika, 1 Temmuz 2026 itibarıyla ülkedeki tüm aktif cep telefonu numaralarının biyometrik olarak, devlete kayıtlı bir kimliğe bağlanmasını zorunlu kılan bir yasa çıkardı. Yaklaşık 127 milyon numarayı kapsayan bu düzenleme, her bir numaranın Meksika hükümeti tarafından isimle sorgulanabilir bir kimliğe bağlı olmasını gerektiriyor. 9 Ocak 2026'da yürürlüğe giren yasa, ön ödemeli ve faturalı hatlar ile fiziksel SIM ve eSIM'leri kapsıyor. Mevcut aboneler 30 Haziran 2026'ya kadar, yeni hatlar ise etkinleştirildikten sonra 30 gün içinde kayıtlarını tamamlamak zorunda; aksi takdirde hatları askıya alınacak.
Bu zorunlu kayıt, Meksika'nın mevcut nüfus kayıt kodunun biyometrik yükseltmesi olan CURP Biométrica aracılığıyla yapılıyor. Yeni kimlik belgesi, ulusal kayıtta tutulan biyometrik olarak doğrulanmış kayıtlara doğrudan bağlanan fotoğraf, elektronik imza ve QR kodu içeriyor. Mobil hat kaydı için geçerli bir devlet kimliğiyle birlikte CURP numarası sağlamak zorunlu hale geldiğinden, vatandaşların biyometrik verilerini devlete teslim etmeden telefon numarası kaydı yapmaları mümkün değil. Bu durum, her telefon numarasının bir kimliğe bağlı olduğu ulusal bir ağ oluşturuyor.
Bu yasa, anonim ön ödemeli SIM kartların sunduğu gizliliği ortadan kaldırıyor. Bu gizlilik, ev içi şiddet mağdurları, gazeteciler ve aktivistler gibi güvenliği anonimliğe bağlı olan kişiler için hayati öneme sahipti. Hükümet, bu hassas gruplar için herhangi bir muafiyet açıklamadı. Yucatán eyalet mahkemesi, Eylül 2025'te gizlilik endişeleri nedeniyle CURP Biométrica programını askıya almış olsa da, federal hükümet sürece devam etti. Meksika, Hindistan ve Nijerya gibi ülkeleri takip ederek mobil ağları kimlik doğrulama ve gözetim altyapısı olarak kullanıyor. Hükümetler bu programları dolandırıcılığı azaltma gerekçesiyle sunsa da, asıl amaç telekomünikasyon kayıtlarını merkezi bir biyometrik kayıtla ilişkilendirerek, Temmuz 2026'dan sonra her telefon görüşmesinin doğrulanmış bir kimliğe kadar izlenebilir olmasını sağlamaktır.
Meksika'nın bu adımı, vatandaşların dijital gizliliğini ve anonimliğini ciddi şekilde tehlikeye atarak devlet gözetimini artırma potansiyeli taşıyor.