Makale, büyük dil modeli (LLM) ajanlarının programlama dünyasında yeni bir üst düzey dil olarak konumlandığı hipotezini ortaya koyuyor. Yazar, C dilinin assembler'a, Java'nın C'ye ve Python/JavaScript gibi dillerin Java'ya yaptığı dönüşümü, LLM ajanlarının mevcut tüm programlama dillerine yapabileceğini öne sürüyor. LLM ajanlarından kasıt, paralel çalışan ve insan müdahalesine nadiren ihtiyaç duyan, büyük ölçüde otonom sistemlerdir. Bu hipotezin doğruluğu, bir geliştiricinin LLM ajanları kullanarak ajansız durumuna göre on kat (10x) daha fazla iş üretebilmesiyle ölçülecektir. Yazar, henüz kesin olmamakla birlikte, bu olasılığı ciddi şekilde değerlendirdiğini belirtiyor.
Makale, bu hipoteze yönelik yaygın itirazları da ele alıyor. Örneğin, "10x kod satırı 10x daha fazla iş demek değildir" eleştirisine karşı, ölçütün üretilen fonksiyonel çıktı olması gerektiğini savunuyor. LLM'lerin sadece kod bilmeyenler için olduğu fikrini reddederek, deneyimli programcıların da verimliliklerini artırdığını belirtiyor. Ayrıca, LLM kullanımının daha az düşünme veya çalışma gerektirdiği yanılgısını çürütüyor; aksine, birden fazla ajanı yönetmenin ve daha fazla tasarım yapmanın daha zorlayıcı olduğunu vurguluyor. Kodlama becerilerinin köreleceği endişesine ise, assembler veya C gibi alt seviye dillerdeki becerilerin zamanla kaybolmasıyla paralellik kurarak, iş yerinde verimliliğin öncelikli olduğunu ifade ediyor.
LLM'lerin ürettiği kodun kalitesiz olabileceği eleştirisine karşılık, bunun assembler veya C kodu için de geçerli olabileceğini ve yeterince verimli olduğu sürece çalışacağını belirtiyor. Yüksek maliyet iddialarını ise, %50'lik bir verimlilik artışı sağladığında maliyetin göreceli olarak düşük kaldığını ve fiyatların düşmeye devam edeceğini söyleyerek yanıtlıyor. Son olarak, LLM ajanlarını kullanmanın bir öğrenme eğrisi olduğunu ve başlangıçta zaman kaybı gibi görünse de, tıpkı yeni bir programlama dilini öğrenmek gibi zaman ve çaba gerektirdiğini vurguluyor.
Büyük dil modeli (LLM) ajanlarının yazılım geliştirmede yeni bir paradigma oluşturarak programcıların üretkenliğini katlayabileceği ve mevcut programlama dillerinin yerini alabileceği düşünülüyor.