Küba, ABD ile artan gerilimler ve enerji tedarikindeki ciddi aksaklıklar nedeniyle ülke çapında derinleşen bir elektrik kriziyle karşı karşıya. Özellikle Santa Cruz del Norte gibi petrol üreten ve büyük termoelektrik santrallere ev sahipliği yapan bölgelerde bile halk karanlıkta kalıyor, kendi enerji kaynaklarını kullanamamanın çaresizliğini yaşıyor. ABD'nin Venezuela'ya yönelik yaptırımları ve Küba'ya petrol satan ülkelere yönelik tarife uygulama tehditleri, adanın enerji krizini daha da derinleştirdi. Bu durum, günlük yaşamı felç etmiş durumda; insanlar yemek pişirmek için kömür ve odun kullanmaya zorlanıyor, hatta bazıları evlerindeki kapıları yakacak olarak kullanmak zorunda kalıyor. Temel gıda maddeleri ve yakıt tedarikindeki sıkıntılar, halk arasında büyük bir belirsizlik ve umutsuzluk yaratıyor.
Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, durumu "karmaşık" olarak nitelendirirken, ABD'nin tutumunu "agresif ve suç teşkil edici" olarak tanımladı. Kesintilerin ulaşım, hastaneler, okullar, turizm ve gıda üretimi gibi hayati alanları etkilediğini belirtti. Díaz-Canel, bir hafta içinde krizle nasıl başa çıkılacağına dair detayları açıklayacağını duyurdu. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile yapılan telefon görüşmesi ve Meksika'nın insani yardım, özellikle gıda yardımı sözü gibi gelişmeler olsa da, halk arasında durumun daha da kötüleşeceği endişesi hakim. Birçok Kübalı, ABD'nin uygulayacağı yeni tarifelerle petrol tedarikinin tamamen kesileceğinden ve yaşam koşullarının daha da zorlaşacağından korkuyor. Adanın geleceği ve bu ağır ekonomik baskı altında ne kadar dayanabileceği konusunda derin soru işaretleri bulunuyor.
ABD'nin yaptırımları ve enerji tedarikindeki aksaklıklar, Küba halkının günlük yaşamını derinden etkileyen ciddi bir insani ve ekonomik krize yol açıyor.