Binghamton Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir araştırma, ABD nüfusunun yaklaşık üçte birini oluşturan kiracıların, enerji verimliliği iyileştirmelerinden mahrum kaldığını ortaya koyuyor. Kış aylarında artan ısınma maliyetlerine rağmen, kiracılar faturalarını düşürecek, yaşam alanlarını daha konforlu hale getirecek ve sağlıklarını iyileştirecek bu yükseltmelerden faydalanamıyor. "Still muddling through: Local sustainability leaders and energy efficiency in rental units" başlıklı bu çalışma, yerel yönetimlerin bu yaygın sorunla nasıl mücadele ettiğini inceliyor.
Sorunun temelinde "bölünmüş teşvik" olarak bilinen bir durum yatıyor. Kiracıların %90'ından fazlası enerji faturalarının bir kısmını, yaklaşık dörtte üçü ise tamamını ödüyor. Ancak binaların sahibi olmadıkları için yalıtım, daha iyi cihazlar gibi büyük enerji verimliliği yükseltmelerini yapamıyorlar. Öte yandan, bu yükseltmeleri yapma gücüne ve parasına sahip olan ev sahipleri, faturalardaki finansal faydayı doğrudan görmedikleri için genellikle bu yatırımları yapmaktan kaçınıyorlar. Bu durum, kiracıların daha yüksek faturalarla ve daha az konforlu yaşam alanlarıyla baş başa kalmasına neden oluyor.
Araştırmacılar, bu durumun sadece maliyet ve konforla sınırlı kalmayıp, sağlık üzerinde de olumsuz etkileri olduğunu belirtiyor. Standart altı konutlarda yaşayan kiracılarda astım ve diğer sağlık sorunlarının daha sık görüldüğü vurgulanıyor. Ev sahiplerinin metrekare başına daha az enerji harcaması eşitsizliğini ortaya koyan bu çalışma, kiracıların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen önemli bir soruna ışık tutuyor. Çalışma, yerel yönetimlerin sürdürülebilirlik liderlerinin bu konuya bakış açılarını inceleyen ilk araştırmalardan biri olma özelliğini taşıyor.
Bu durum, enerji verimliliği çabalarının önemli bir nüfus kesimine ulaşmasını engelleyerek hem ekonomik eşitsizliği hem de sağlık sorunlarını derinleştiriyor.