Kardiyovasküler hastalıklar (KVH), modern toplumlarda en önde gelen ölüm nedenidir. Ancak, makale bu durumun bilimsel olarak "çözülmüş bir sorun" olduğunu iddia ediyor. Temel nedenin, atardamar duvarlarında plak oluşumunu tetikleyen düşük yoğunluklu lipoproteinlerin (LDL) yaşam boyu maruziyeti olduğu belirtiliyor. Özellikle apolipoprotein B (apoB) ve apolipoprotein(a) (Lp(a)) ile ilişkili LDL'lerin patolojik olarak damar duvarına yerleşme eğiliminde olduğu vurgulanıyor. Dolaşımdaki lipoprotein seviyeleri büyük ölçüde genetik faktörler tarafından belirlenirken, yaşam tarzı faktörlerinin etkisi minimum düzeyde kalıyor.
Günümüzdeki farmakolojik tedaviler, özellikle 1970'lerde statinlerin geliştirilmesiyle başlayan ve PCSK9 nötralize edici antikorlar gibi modern biyolojik ilaçlarla zirveye ulaşan gelişmeler sayesinde, dolaşımdaki LDL seviyelerini kardiyovasküler hastalığa neden olamayacak kadar düşürebilmektedir. Bu tedavilerin güvenli ve iyi tolere edildiği, LDL düşüşünün faydalarının alt sınırının olmadığı ifade ediliyor. Nispeten sağlıklı genç yetişkinlerde agresif LDL düşürme stratejilerinin, neredeyse sıfır yan etkiyle onları gelecekteki kardiyovasküler hastalıklardan kalıcı olarak koruyabileceği öne sürülüyor. Bu nedenle, kardiyovasküler hastalık bilimsel ve tıbbi açıdan etkin bir şekilde çözülmüş bir problem olarak kabul ediliyor.
Modern farmakolojik tedaviler sayesinde kardiyovasküler hastalıkların önlenebilir ve yönetilebilir hale gelmesi, gelecekteki nesiller için önemli bir sağlık potansiyeli sunuyor.