Joan Didion'ın 1967 tarihli "Slouching Towards Bethlehem" makalesi, Amerika Birleşik Devletleri'nin o dönemdeki toplumsal çalkantılarını ve bir çöküş hissini derinlemesine inceliyor. Yazar, ekonomik refaha rağmen ülkenin "merkezinin dağıldığı" hissini vurgulayarak, iflas bildirimleri, kayıp çocuklar, terk edilmiş evler ve genel bir anarşi atmosferiyle karakterize edilen bir tablo çiziyor. Ailelerin dağıldığı, gençlerin geçmişi ve geleceği reddederek şehirler arasında sürüklendiği bir ortamda, toplumun temel bağlarının çözüldüğüne dikkat çekiyor. Didion, bu durumun açık bir devrim veya düşman kuşatması olmadığını, ancak ülkenin kendi kendini sabote ettiği ve işleri berbat ettiği yönünde yaygın bir endişe olduğunu belirtiyor.
Bu toplumsal kanamanın en belirgin şekilde görüldüğü yer olarak San Francisco'yu işaret eden Didion, "hippie" olarak adlandırılan kayıp çocukların burada toplandığını gözlemliyor. Makale, yazarın San Francisco'ya gitmesiyle başlıyor; başlangıçta ne aradığını bilmese de, bu yeni kültürel hareketin ve toplumsal değişimin kalbine iniyor. Haight Street'teki bir kayıp ilanı gibi detaylarla, ebeveynlerin çaresizliğini ve gençlerin kopuşunu somutlaştırıyor. Didion, bu makalesinde sadece gözlemlemekle kalmıyor, aynı zamanda 1960'ların karşı kültür hareketinin altında yatan derin toplumsal huzursuzluğu ve kimlik arayışını da sorguluyor. Eser, bir dönemin ruhunu, gençlerin idealizm ile nihilizm arasındaki salınımı ve geleneksel değerlerin sorgulanışını çarpıcı bir dille aktarıyor.
1960'ların Amerika'sındaki toplumsal çözülmeyi ve karşı kültür hareketinin karmaşık dinamiklerini, keskin bir gözlem ve edebi bir dille belgeleyen önemli bir gazetecilik eseridir.