"İşvereniniz size iyi davranmıyorsa, daha iyi bir iş bulun. Yöneticiniz sizi fazla çalıştırıyorsa, daha az çalıştıran birini bulun. Şirketinizin kod tabanı kaotikse, daha düzenli birine geçin." Bu tür tavsiyeler sıkça duyulur ve kulağa kolay gelir, ancak gerçekte durum hiç de öyle değildir. Yazar, gençlik yıllarında iş değiştirmeyi kolay bulduğunu, sigorta veya 401(k) gibi konuları önemsemediğini anlatıyor. O dönemde, bir işten ayrılıp hemen yenisine başlamak onun için basitti.
Ancak, bir arkadaşının iş arama süreci çok daha farklıydı. Arkadaşı özgeçmişini haftalarca hazırladı, şirketleri araştırdı, fayda paketlerini inceledi ve uzun bir süre sonra tek bir pozisyona karar verdi. Yazar, bu durumun işin bir yatırım olduğunu gösterdiğini belirtiyor. Yıllar geçtikçe yazar da artık kolayca iş değiştiremediğini fark ediyor. Bir iş, zamanınızı, enerjinizi ve zihninizi tüketen, adeta monolitik bir yatırım haline geliyor. Faydalar, 401(k) eşleşmeleri, güven, anlamlı projeler ve terfiler gibi pek çok şey ilk günden elde edilemez; bunlar zamanla kazanılan "faizler" gibidir.
Yeni bir işe başlamak, mevcut evinizi tahta tahta söküp, sadece broşürlerde gördüğünüz yeni bir arsaya yeni bir ev inşa etmeye karar vermek gibidir. Bu süreç, sadece maaş çekinden ibaret değildir; taşınma, yeni bir kira sözleşmesi imzalama veya diğer büyük yaşam değişikliklerini de beraberinde getirebilir. İş arkadaşlarınızın ne kadar iyi veya kötü olduğunu bile ancak taahhütte bulunduktan sonra anlarsınız. Bu nedenle, "sadece daha iyi bir iş bulmak" tavsiyesi, birçok insan için gerçekçi olmayan, karmaşık ve riskli bir kararı basitleştiren bir yanılgıdır.
İş değiştirmek, dışarıdan göründüğü kadar basit bir karar olmayıp, bireyler için önemli bir zaman, enerji ve finansal yatırım gerektiren karmaşık bir süreçtir.