Scott Aaronson, blogunda İran'dan isimsiz bir hayranının misafir yazısına yer veriyor. Aaronson, İran halkının cesaretine hayranlığını dile getirirken, dünyanın ve özellikle ABD'nin bu duruma karşı gösterdiği kayıtsızlığa öfkesini ifade ediyor. İran'daki arkadaşları için endişeli olduğunu ve Ayetullah rejiminin sona ermesini umduğunu belirtiyor.
Misafir yazar, protestoların 28 Aralık 2025'te ekonomik istikrarsızlık ve yüksek enflasyon nedeniyle Tahran'da başladığını ve kısa sürede diğer şehirlere yayıldığını aktarıyor. Halkın rejime karşı doğrudan Hameney'i hedef alan sloganlar attığını, hükümet güçlerinin protestocuları öldürmesi üzerine Trump'ın ABD'nin müdahale edeceği yönünde bir açıklama yaptığını belirtiyor. Reza Pehlevi'nin çağrısıyla 8 ve 9 Ocak'ta düzenlenen gösterilere katılımın, rejimin iddia ettiğinin aksine yüksek olduğunu ifade ediyor. Bu gösteriler sırasında 8 Ocak akşamı hükümetin interneti tamamen kestiğini, sadece İran'ın iç ağının aktif kaldığını, böylece ülkenin dış dünyayla bağlantısının koptuğunu anlatıyor.
Yazar, rejimin internetten duyduğu korkuyu vurgulayarak, Starlink kullanan herkesin yabancı casus olarak görüldüğünü ve cezalandırıldığını belirtiyor. Bu durumun Starlink sahiplerini son derece temkinli olmaya ittiğini ekliyor. İnternet kesintileri nedeniyle birçok öğrencinin son teslim tarihlerini veya mülakatlarını kaçırdığını, bazılarının e-postalarını kontrol etmek için Afganistan veya Irak sınırlarına gitmek zorunda kaldığını aktarıyor. Yazar, kendisinin de iki üniversite için başvuru süresini kaçırdığını ve dört yıldır hayalini kurduğu doktora eğitimine ulaşma çabasının bu durumdan olumsuz etkilendiğini kişisel bir örnekle açıklıyor.
İran'daki protestolar ve internet sansürü, sadece siyasi bir baskı aracı olmakla kalmayıp, bireylerin eğitim ve gelecek hayallerini doğrudan etkileyen derin insani sonuçlar doğurmaktadır.