İran'da devam eden protestolara ilişkin yeni bir doktor raporu, güvenlik güçlerinin uyguladığı şiddetin boyutlarını gözler önüne seriyor. Rapora göre, son üç haftada en az 16.500 protestocu hayatını kaybederken, 330.000 kişi yaralandı. Bu durum, bir doktor tarafından "dijital karanlık altında soykırım" olarak nitelendiriliyor. Rejim, protestoları bastırmak için son on gündür internet ve iletişimi tamamen kesmiş durumda, bu da on binlerce İranlının sevdiklerinin akıbeti hakkında bilgi edinmesini engelliyor.
Hayatını kaybedenlerin çoğunun 30 yaşın altında olduğu belirtiliyor; aralarında genç moda tasarımcıları, futbolcular, basketbolcular ve öğrenciler bulunuyor. The Sunday Times tarafından elde edilen bu rapor, 2022'deki "Kadın, Yaşam, Özgürlük" protestolarında yaralananları tedavi eden ve ülke genelinde bir doktor ağı oluşturan Munich MED'den Profesör Amir Parasta'nın ifadeleriyle destekleniyor. Parasta, bu seferki müdahalenin "yeni bir vahşet düzeyi" olduğunu ve güvenlik güçlerinin kauçuk mermiler yerine askeri düzeyde silahlar kullanarak baş, boyun ve göğüs bölgelerinde ciddi yaralanmalara neden olduğunu vurguluyor.
İran'ın dini lideri Ayetullah Hamaney ise devlet televizyonunda yaptığı açıklamada "birkaç bin" kişinin öldüğünü kabul etse de, ölümlerden protestocuları sorumlu tutarak onları "Amerika Birleşik Devletleri'nin piyonları" olarak nitelendirdi ve "isyancıların yurt dışından ithal edilen gerçek mühimmatla silahlandığını" iddia etti. İnternet kesintisine rağmen, aktivistler tarafından ülkeye sokulan Starlink terminalleri, doktorların ve diğer kişilerin dış dünyayla iletişim kurabilmesinin tek yolu olmaya devam ediyor. Bu durum, rejimin bilgi akışını tamamen kontrol etme çabalarına rağmen bazı kanalların açık kalabildiğini gösteriyor.
İran rejiminin protestoları bastırmak için uyguladığı şiddetin ve bilgi karartmasının boyutları, uluslararası kamuoyunun dikkatini çekiyor ve insan hakları ihlallerine dair ciddi endişeler yaratıyor.