ABD ve İsrail'in Cumartesi sabahı başlattığı hava saldırılarının ardından, İran'ın başkenti Tahran da dahil olmak üzere birçok şehrinde patlamalar meydana geldiği bildirildi. Bu saldırılar, ABD Başkanı Donald Trump'ın haftalar süren nükleer program tehditleri ve İran'daki binlerce protestocunun öldürüldüğü iç baskı ortamında gerçekleşti. Washington ve Tahran arasında nükleer program konusunda dolaylı müzakereler devam ederken, Orta Doğu'daki ABD askeri yığınağı da artmıştı.
Saldırıların başlamasıyla birlikte İsrail, İran'dan gelebilecek misilleme beklentisiyle ülke genelinde olağanüstü hal ilan etti. İsrail Sağlık Bakanlığı'nın en yüksek hazırlık seviyesini emretmesi üzerine, ülkenin en büyük hastanelerinden bazıları yeraltı operasyonlarına geçtiklerini duyurdu. Tel Aviv'deki Sourasky Tıp Merkezi yeraltı acil durum hastanesini açarken, Sheba ve Rambam gibi diğer büyük hastaneler de bölümlerini korunaklı tesislere taşımaya başladı. Magen David Adom gibi acil müdahale servisleri de rutin operasyonlardan acil durum operasyonlarına geçiş yaptı.
ABD'li yetkililer, saldırıların şu anda askeri hedeflere odaklandığını ve İran askeri tehdidini ele almayı ve ABD kuvvetlerini korumayı amaçladığını belirtti. ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, İsrail'deki ABD vatandaşlarını siren sesleri duyulduğunda "acil eylem"de bulunmaya çağırdı ve sığınaklara yakın durmaları gerektiğini vurguladı. Bu gelişmeler, bölgedeki gerilimi daha da artırarak geniş çaplı bir çatışma endişesini körüklüyor.
Bu durum, Orta Doğu'da uzun süredir devam eden gerilimi doğrudan bir çatışma noktasına taşıyarak bölgesel ve küresel güvenlik için ciddi sonuçlar doğurabilir.