San Francisco'daki eski bir kilisede yer alan İnternet Arşivi, dijital dünyanın fiziksel bir tezahürü olarak karşımıza çıkıyor. Burası, internetin "nefes alışını" yüzlerce dönen sabit disk ve onları soğutan yüksek hızlı fanların oluşturduğu endüstriyel bir uğultuyla duyabileceğiniz bir yer. İnterneti genellikle coğrafyadan ve kütleden yoksun, eterik bir bulut olarak düşünsek de, bu binada internetin ağırlığı, ısısı ve sürekli elektrik, bakım ve termodinamik yasalarına karşı mücadele ihtiyacı var. 2025 sonu itibarıyla, Wayback Machine olarak bilinen bu sistem, bir trilyondan fazla web sayfasını arşivlemiş ve yedeklemelerle birlikte 212 petabaytın üzerinde benzersiz veri barındırıyor.
Bu operasyonun ölçeği şaşırtıcı olsa da, mühendislik zorlukları daha da derin. Sürekli değişen World Wide Web'i gerçek zamanlı olarak nasıl alırsınız? Ortalama bir sabit diskin ömrü birkaç yılken, bu verileri yüzyıllarca nasıl saklarsınız? Ve belki de en önemlisi, telif hakkı yasaları ile dijital korumanın yüksek riskli bir çatışma içinde olduğu bir çağda, elektrik, bant genişliği ve yasal savunma fonlarını nasıl sağlarsınız? İnternet Arşivi'nin altyapısı, özel yapım PetaBox sunucularından, Alexa Internet'in ilk bant tabanlı veri dökümlerinden 2025'in gelişmiş tarayıcı tabanlı botlarına evrilen web tarayıcılarına kadar detaylı bir incelemeyi hak ediyor.
Bu kar amacı gütmeyen devin finansal yapısı ve Silikon Vadisi komşuları için bir yuvarlama hatası olan bir bütçeyle nasıl ayakta kaldığı da makalede ele alınıyor. Gelecekte "Merkezi Olmayan Web" (DWeb) kavramının, Arşiv'i yok edilemez kılmak için milyonlarca parçaya ayırma vaadi de tartışılıyor. İnternet Arşivi'ni anlamak, dijital belleğin fiziksel gerçekliğini anlamaktır; 1996'da "Tüm Bilgiye Evrensel Erişim" gibi cesur bir hedefle başlayan bir vizyonun hikayesi.
İnternet Arşivi, dijital bilginin kalıcı olarak korunmasının sadece yazılımsal değil, aynı zamanda devasa fiziksel altyapı, sürekli mühendislik ve finansal sürdürülebilirlik gerektiren somut bir mücadele olduğunu gösteriyor.