Modern dünyada "bilgisayar" denince aklımıza elektronik cihazlar gelse de, bu terimin kökenleri insanlara dayanmaktadır. 18. yüzyılın sonlarında, özellikle Britanya Doğu Hindistan Şirketi gibi kurumlarda, "Bilgisayar" unvanına sahip kişiler karmaşık hesaplamaları elle yaparak vergileri ve diğer maliyetleri belirlerdi. Makalede alıntılanan 1784 tarihli bir belgede, bu hesaplamaların o kadar zorlaştığı ve bu işi yapabilecek yetenekli insan bulmanın neredeyse imkansız hale geldiği belirtiliyor. Tıpkı günümüzün karmaşık yazılımları gibi, o dönemin insan bilgisayarlarının da anlaşılması ve yönetilmesi zor olabiliyordu. Bu durum, teknolojinin evrimiyle birlikte terimlerin anlamının nasıl değiştiğini gözler önüne seriyor.
İnsan bilgisayarların varlığı 20. yüzyılın başlarına kadar uzanır. Örneğin, 1903 tarihli bir ABD Deniz Gözlemevi raporunda, "Bilgisayar" olarak adlandırılan ve belirli sürelerle hesaplama departmanında görev yapan kişilerin listesi yer almaktadır. Bu kişiler, astronomik verilerden finansal kayıtlara kadar çeşitli alanlarda kritik hesaplamalar yaparlardı. "Gizli Sayılar" (Hidden Figures) filminde popüler bir şekilde anlatıldığı gibi, insan bilgisayarlar, genellikle kadınlar, elektronik bilgisayarlarla birlikte 1960'lara kadar el hesaplamaları, cetveller ve mekanik hesap makineleri kullanarak önemli görevler üstlendiler. Bu dönem, insan zekasının ve emeğinin, modern hesaplama çağının temellerini nasıl attığını gösterir.
"Hesap makinesi" (calculator) terimi de benzer bir evrim geçirmiştir; 1656 tarihli bir sözlükte "Compotist" veya "Reckoner" olarak tanımlanan kişiler, hesap yapan insanlardı. Bu tarihsel bakış açısı, günümüzde kullandığımız teknolojik terimlerin aslında insan faaliyetlerinden türediğini ve teknolojinin gelişiminin, insan yeteneklerinin bir uzantısı olarak başladığını ortaya koymaktadır.
"Bilgisayar" ve "hesap makinesi" gibi terimlerin kökeninde, karmaşık hesaplamaları elle yapan insan emeğinin yattığını ve bu rolün modern teknolojiye giden yolu nasıl açtığını gösteriyor.