Ana Sayfa

Immanuel Kant: Königsberg'in Saati ve Yürüyüşleri

1 dk okuma

Immanuel Kant, "Königsberg saati" lakabıyla bilinen, günlük rutinlerine sıkı sıkıya bağlı bir filozoftu. 1724'te Königsberg'de doğup 1804'te 79 yaşında orada ölene dek şehrin sınırlarını hiç terk etmedi. Dünyaya dair deneysel bilgisi kısıtlı olsa da, Alman Aydınlanması'nın bu entelektüel kurucusu, her türlü bilgiye karşı ömür boyu süren bir tutkuya sahipti. Königsberg dışındaki dünyaya dair pek çok içgörüyü, limanlarda yaptığı yürüyüşler sırasında İskoç tüccarlar ve zanaatkarlarla felsefe, siyaset, bilim ve seyahat üzerine yaptığı sohbetlerden edindi.

Frederic Gros'un "A Philosophy of Walking" adlı eserinden yapılan alıntılar, yürüyüşün Kant'ın yaşamı ve düşüncesi üzerindeki etkisini inceliyor. Ayrıca, Alman oyun yazarı Heiner Müller ile film yapımcısı Alexander Kluge arasındaki bir konuşmadan kısa bir bölüm, Kant'ın günlük yaşamının genellikle varsayıldığından biraz daha az püriten olduğunu ve yürüyüş tutkusunun ona daha "egzotik" uğraşlara izin verdiğini gösteriyor. Kant'ın hayatı maceradan uzaktı; babası saraçtı, annesi dindardı. Erken yaşta anne babasını kaybetti, çok çalıştı, öğretmen, ardından üniversite profesörü oldu. Hayatının düzenliliği o kadar belirgindi ki, ders verdiği günlerde evden çıktığında saatin tam sekiz olduğu bilinirdi.

Kant, Nietzsche gibi, okuma ve yazmanın yanı sıra sadece iki şeyle ilgileniyordu: yürüyüşünün önemi ve ne yemesi gerektiği. Ancak tarzları tamamen farklıydı. Nietzsche yorulmak bilmeyen, uzun ve zorlu yürüyüşler yapan biriyken, Kant'ın yürüyüşleri kısa ve biraz da göstermelikti; terlemekten hoşlanmazdı. Kant iyi bir iştaha sahipti, ölçülü içki içerdi ve masada uzun saatler geçirirdi. Kendine dikkat etme şekli, günlük kısa yürüyüşleriyle sınırlıydı.

İçgörü

Kant'ın katı günlük rutini ve sınırlı coğrafi deneyimine rağmen, yürüyüşlerinin ve liman sohbetlerinin onun entelektüel gelişiminde ve dünya görüşünü şekillendirmede kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor.

Kaynak