1998'de Linux, startup'lar ve erken dönem e-işletmeler için yükselen bir işletim sistemiydi, ancak açık kaynak yaklaşımına rağmen kurumsal pazarda henüz yeterince yer bulamamıştı. IBM, bu potansiyeli fark ederek Eylül 1998'de Linux girişimini başlattı. Takip eden 13 ay, sadece IBM'i dönüştürmekle kalmadı, aynı zamanda günümüzün hibrit bulut ve yapay zeka dünyasında dijital dönüşümün temelini attı. IBM'in ilk strateji ekibi, Linux'un kurumsal kullanım için güvenilir, güvenli ve sağlam olup olmadığını belirlemek için çalıştı. Bir Açık Kaynak Program Ofisi kuruldu ve yoğun çalışmalar sonucunda Linux'un büyük bir potansiyele sahip olduğu anlaşıldı. IBM, Linux için bir pazar stratejisi geliştirdi ve Linux'u kurumsal kullanıma hazır hale getirmek amacıyla bir IBM Linux Teknoloji Merkezi kurdu.
Bu süreçte, Almanya'daki IBM Böblingen'de bir grup programcı, "sadece eğlence için" Linux'u IBM mainframe (s/390) sistemine taşımaya başladı. Bu proje, yerel yönetimin desteğiyle hızla büyüdü ve IBM içinde yayıldı. 1999'da, Enterprise Systems Group Genel Müdürü William Zeitler, dönemin CEO'su Lou Gerstner'a "s/390 üzerinde Linux'umuz da var" dediğinde, Gerstner başlangıçta şüpheci yaklaştı ancak fikrin potansiyelini kısa sürede fark etti. Linux'u resmi olarak s/390'a taşıma kararı alındı. Mainframe üzerinde Linux'u desteklemenin s/390'ı internet çağına taşıyabileceği anlaşıldı. Eylül 1999'da IBM yöneticileri projeyi onayladı ve IBM, Mayıs 2000'de s/390 üzerinde Linux'u piyasaya sürdü. IBM, Linux'a tamamen yatırım yapan ilk kurumsal BT şirketi oldu ve bunu Linux topluluğunun aktif bir üyesi olarak gerçekleştirdi.
IBM'in 1998'de Linux'a yaptığı stratejik yatırım, şirketin dijital dönüşümünü tetikleyerek hibrit bulut ve yapay zeka çağının temellerini atmış ve kurumsal teknolojide açık kaynak yazılımların benimsenmesinde öncü bir rol oynamıştır.