2005 yılında Barry Marshall ve Robin Warren, Helicobacter pylori bakterisini keşfetmeleri ve gastrit ile peptik ülser hastalığındaki rolünü ortaya koymaları nedeniyle Fizyoloji veya Tıp alanında Nobel Ödülü'ne layık görüldü. Nobel Komitesi'ne göre, bu çığır açan keşif sayesinde peptik ülser hastalığı artık kronik ve sıkça iş göremezliğe yol açan bir durum olmaktan çıkmış, kısa bir antibiyotik ve asit salgısı inhibitörü tedavisiyle iyileştirilebilir bir hastalık haline gelmiştir. Dr. Marshall, günümüzde Batı Avustralya Üniversitesi'nde araştırmalarına devam etmekte, Helicobacter enfeksiyonunun dünya genelindeki farklı popülasyonlardaki yayılımını incelemektedir. Bu bakterinin, özellikle dünyanın en yoksul ülkelerinde neredeyse evrensel olan, dünyanın en yaygın kronik enfeksiyonu olduğunu belirtmektedir. Amacı, bu sinsi organizmanın dünya genelinde insan sağlığına tehdit oluşturmayacak bir noktaya kadar kontrol altına alınmasını sağlamaktır.Dr. Marshall'ın ün kazandığı olaylardan biri, H. pylori'yi kendi üzerinde denediği cesur deneyidir. 1984 yılında, bakterinin patojen olduğunu kanıtlamak için hayvan modeli bulunmadığı ve şüphecilerin argümanlarına karşı koymak amacıyla bu deneyi gerçekleştirdi. Kendisinde H. pylori bulunmadığını teyit eden bir endoskopiden üç hafta sonra, iki kültür tabağı dolusu bakteriyi içeren bir "karışımı" içti. Beş gün içinde şişkinlik, iştahsızlık, ağız kokusu ve sabahları asitsiz kusma gibi semptomlar yaşamaya başladı. Takip eden endoskopi, ciddi aktif gastrit ve epitel hasarı gösterdi. Bu deney, H. pylori'nin sağlıklı insanlar için de bir patojen olduğunu ve ülserin enfeksiyonu kapmak için bir ön koşul olmadığını kanıtladı. Marshall, 14 gün sonra antibiyotik tedavisine başladı ve bu deney, gastritin nedenini açıklayan önemli bir dönüm noktası oldu.
Helicobacter pylori'nin keşfi ve peptik ülser hastalığındaki rolünün anlaşılması, milyonlarca insanın yaşam kalitesini artıran ve kronik bir rahatsızlığı tedavi edilebilir hale getiren tıbbi bir devrim yarattı.