Amerika Birleşik Devletleri'nde hava trafik kontrolünün erken tarihi, bilgisayar tarihinde SAGE'in önemi nedeniyle iyi bilinse de, SAGE'in aslında bir hava trafik kontrol sistemi olmadığı daha az bilinir. SAGE, askeri amaçlar için tasarlanmış bir hava savunma sistemiydi ve temel görevi yer kontrollü önleme (GCI) idi. Hava savunması ile hava trafik kontrolü arasında doğal bir örtüşme vardı; örneğin, her iki uygulama da uçak kimliklerini radar hedefleriyle ilişkilendirmeyi gerektiriyordu. Bu ortak nokta, Federal Havacılık Ajansı'nı (şimdiki FAA'nın öncüsü) SAGE'i sivil hava trafik kontrolüne uyarlamak için Hava Kuvvetleri ile ortak bir proje başlatmaya yöneltti.
Ancak SAGE'in sivil hava trafik kontrolü için önemli eksiklikleri vardı. Sistem, irtifa rezervasyonlarının benzersizliğini izlemiyor, ayrılık kaybını tespit etmiyor ve enstrüman prosedürü veya terminal bilgilerini entegre etmiyordu. Özellikle artan hava trafiğiyle birlikte orta havada çarpışmaların büyüyen bir sorun haline gelmesi nedeniyle, SAGE'in FAA gereksinimlerini karşılamak için bu güvenlik özelliklerini kazanması gerekiyordu. Bu ihtiyaçlar doğrultusunda 1959'da SAGE Hava Trafik Entegrasyonu (SATIN) girişimi başlatıldı.
Aynı dönemde, Hava Kuvvetleri, SAGE için daha geniş bir geliştirme programı olan Super Combat Center (SCC) üzerinde çalışıyordu. SCC programı, SAGE'i barındıracak daha yeni, transistörlü bir bilgisayar, geliştirilmiş iletişim yetenekleri ve Hava Savunma Yönlendirme Merkezlerinin daha dayanıklı yeraltı komuta merkezlerine taşınması gibi çeşitli fikirleri bir araya getiriyordu. Programın zirvesinde, SCC'lerin inşası o kadar kaçınılmaz görünüyordu ki, Hava Kuvvetleri orijinal SAGE projesini askıya aldı. FAA'nın sivil hava trafik kontrol yeteneğine olan ilgisi ve dolayısıyla SATIN projesi de, SAGE'in bir sonraki geliştirme aşamasının bir bileşeni olarak SCC programıyla birleştirildi.
Hava trafik kontrol sistemlerinin karmaşık evrimini ve askeri teknolojilerin sivil kullanıma adaptasyon süreçlerini gözler önüne seriyor.