Theodore, lise yıllarında GPT-3.5'in ilk çıktığı dönemlerde, 'Generative Pen-trained Transformer' (GPenT) adını verdiği iddialı bir proje fikri geliştirdi. Bu proje, renk değiştiren bir kalem çizici ile GPT-3.5 tarafından üretilen sayı dizilerini kullanarak SVG blob'ları oluşturan bir sistem kurmayı amaçlıyordu. Amaç, kullanıcı arayüzündeki kaydırıcılar yerine, doğrudan bir yapay zeka tarafından üretilen verilerle sanatsal şekiller çizebilen bir makine yaratmaktı. Ancak, projenin donanım ve makine tasarımı aşamasında, yazarın ML ve Python deneyimi eksikliği ve o dönemdeki başka gelişmeler nedeniyle GPenT'in ilk versiyonu rafa kaldırıldı.
Yıllar sonra, GPT-5.2'nin ortaya çıkmasıyla birlikte, yazar San Francisco'daki yeni evinin boş duvarlarını süslemek amacıyla GPenT projesini yeniden canlandırmaya karar verdi. Bu seferki yaklaşım, duvara monte edilen bir Polargraph çizim makinesi kullanmaktı. Polargraph, üst köşelerinde motorlar bulunan dikdörtgen bir çalışma alanına sahip, dikey olarak monte edilmiş bir çizim makinesidir. Her motordan geçen bir kayış ve karşı ağırlıklar sayesinde, iki kayışa bağlı bir gondol hareket ettirilerek yüzey üzerinde çizimler yapılabilir. Yazar, bu basit çalışma prensibine sahip makineyi, daha önce yarım kalan GPenT vizyonuyla birleştirerek evine özgün sanat eserleri kazandırmayı hedefliyor.
Bu proje, yapay zeka tarafından üretilen verilerin fiziksel bir çıktıya dönüştürülmesi ve sanatsal ifade için kullanılması potansiyelini gösteriyor. Yazarın kişisel bir sanat eseri yaratma motivasyonuyla birleşen bu teknik girişim, hem donanım hem de yazılım entegrasyonu açısından ilgi çekici bir örnek teşkil ediyor. GPenT'in yeni versiyonu, yapay zeka destekli üretken sanatın günlük yaşam alanlarına nasıl entegre edilebileceğine dair pratik bir uygulama sunuyor.
Yapay zeka tarafından üretilen verilerin fiziksel bir çizim makinesi aracılığıyla sanatsal eserlere dönüştürülmesi, dijital ve fiziksel dünyalar arasında köprü kurarak üretken sanatın yeni boyutlarını keşfediyor.