Makale, "sınıf sahibi olmak" kavramını, zenginlik veya sosyal statüden ziyade davranışlarla ilgili bir nitelik olarak yeniden tanımlıyor. Tarihsel olarak sınıf, doğuştan gelen ayrıcalıklar veya servetle ilişkilendirilirken, 19. yüzyılın sonlarından itibaren bu terim, özellikle sporcular ve sanatçılar için zarafet, nezaket ve soğukkanlılıkla hareket etme becerisini tanımlamak için kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde "sınıf sahibi" olmak, cömertlik, özgüven ve duruş sergileyen herkes için geçerli bir niteliktir; bu, sosyal dünyada haysiyet, saygı ve sıcak bir çekicilikle hareket etme biçimidir.
Sınıf sahibi bir kişi, ruh hallerine veya çıkarlarına göre değil, belirli standartlara göre hareket eder. Koşullar kötü davranışı mazur görse veya kaba bir hareket avantaj sağlayacak olsa bile, her zaman doğru ve adil olanı yaparlar. Gittikleri her yerde hayatı biraz daha güzelleştirirler ve bulundukları ortamı daha iyi bir hale getirirler. Bu tür insanlar, tutarlılıkları ve nazik tavırları sayesinde güven verirler, vaaz vermeden başkalarına daha iyi yaşamaları için ilham verirler. Onların günlük nezaketleri dünyayı daha yaşanılır kılar.
Makale, bu "sınıf sahibi" davranışları sergilemek için 25 küçük nezaket kuralı sunuyor. Örneğin, insanlara ilk selam veren olmak, isimlerini hatırlamak ve kullanmak, kapıyı arkadaki kişiye açık tutmak gibi basit ama etkili eylemler, bir kişinin çevresinde saygın ve sevilen biri olarak tanınmasını sağlar. Bu davranışlar, bireyin sosyal etkileşimlerini olumlu yönde dönüştürerek daha iyi bir yaşam kalitesi sunar.
"Sınıf sahibi olmak" kavramının modern tanımını ve günlük hayatta uygulanabilecek somut davranışlarla nasıl geliştirilebileceğini açıklıyor.