Açık kaynak (FOSS) kültüründe sıkça tekrarlanan "Beğenmiyorsan, sadece forkla gitsin" mantrası, yüzeysel olarak güçlendirici görünse de, sosyal açıdan yanıltıcıdır. Teknik olarak bir projenin kodunu çatallamak (fork etmek) kolay olsa da, canlı bir projeyi sürdürmek ve yaşatmak oldukça zordur. Bu mantra, yazılımın bir projenin sadece küçük bir parçası olduğunu göz ardı eder; asıl zorluklar kullanıcılar, güven, ortak normlar, yönetişim, bakım, çatışma çözümü ve uzun vadeli özen gibi sosyal unsurlarda yatar. "Sadece forkla gitsin" demek, genellikle sosyal sorunlarla yüzleşmek yerine onlardan kaçınmak anlamına gelir ve bu durum parçalanmaya yol açar.
Her fork, dikkatleri, enerjiyi, dokümantasyonu, kullanıcı tabanlarını ve geliştirici zamanını böler. Çoğu fork, kod kötü olduğu için değil; sosyal yüzey alanı güvenilmez veya yönetilemez olduğu için başarısız olur. Sonuç olarak, onlarca yarım yamalak sürdürülen proje, tekrarlanan çabalar ve uyumsuz uygulamalar ortaya çıkar. Bu durum dayanıklılık değil, entropidir ve çoğu fork sosyal olarak izole kalır, bu da kaybedilen değer, tarih ve güven anlamına gelir.
"Sadece forkla gitsin" sloganı, gücü sorgulamak yerine gizler ve informal gücü korumak için kullanılır. Çekirdek ekipler dokunulmaz kalır, yönetişim sorunları göz ardı edilir ve yapısal problemler çözümsüz kalır. Gerçek katkı, sürdürücülere itaat etmek değil, ortak kaynakların sorumluluğunu üstlenmektir. Bu, sorunların içinde kalmayı, çatışmalara aracılık etmeyi ve yanlış giden her şeyde kaçma dürtüsüne direnmeyi gerektirir. Fork etmek, kolektif anlam oluşturma gibi en zor adımı atlar; değişim genellikle kahramanca çıkışlardan ziyade, sıkıcı ve sabırlı çalışmalarla gelir.
Açık kaynak projelerde "sadece forkla gitsin" yaklaşımı, sosyal sorunları çözmek yerine parçalanmaya ve değer kaybına yol açarak projenin sürdürülebilirliğini tehdit eder.