Finlandiya, okullarda cep telefonu kullanımına getirilen başarılı kısıtlamaların ardından, şimdi de 15 yaş altı çocukların sosyal medya kullanımını yasaklamayı hedefliyor. Geçtiğimiz Ağustos ayında yürürlüğe giren yasa değişikliği sayesinde okullar, ders saatleri içinde mobil telefon kullanımını tamamen yasaklayabiliyor. Tampere'deki Finlandiya Uluslararası Okulu (FISTA) gibi kurumlar, bu yasağı uygulayarak öğrencilerin teneffüslerde daha yaratıcı, fiziksel olarak daha aktif ve sosyal etkileşim içinde olduklarını gözlemledi. Okul müdür yardımcısı Antti Koivisto, telefon kullanımının kısıtlanmasının öğrencilerin dışarıda oyun oynamasına veya organize etkinliklere katılmasına teşvik ettiğini belirtiyor.
Bu başarının ardından, Finlandiya hükümeti sosyal medya platformlarına odaklandı. Başbakan Petteri Orpo, çocuk ve gençlerdeki fiziksel aktivite eksikliğinden duyduğu derin endişeyi dile getirerek, 15 yaş altı çocukların sosyal medya kullanımının yasaklanmasını desteklediğini açıkladı. Yapılan bir ankete göre, halkın üçte ikisi bu yasağı destekliyor; bu oran geçtiğimiz yaza göre neredeyse 10 puanlık bir artışı temsil ediyor. Ergen tıbbı doçenti Silja Kosola, sosyal medyanın çocuklar üzerindeki etkisini "kontrolsüz bir insan deneyi" olarak tanımlıyor ve sonuçlarının tam olarak anlaşılamadığını vurguluyor.
Kosola, gençlerde kendine zarar verme ve özellikle yeme bozukluklarında artış, ayrıca genç kız ve erkeklerin değerlerinde büyük bir ayrışma gözlemlediğini belirtiyor. Finlandiya kültürünün bazı yönlerinin – çocuklara genç yaşta verilen bağımsızlık ve özgürlük gibi – sosyal medya kullanımının olumsuz etkilerini istemeden artırmış olabileceğine dikkat çekiyor. Kosola, birkaç yıl önce birinci sınıf öğrencilerinin yaklaşık yüzde 95'inin akıllı telefona sahip olmasının, dünyanın başka hiçbir yerinde görülmeyen bir durum olduğunu ekliyor. Bu durum, Finlandiya'nın bu konuda neden öncü adımlar attığını açıklıyor.
Finlandiya'nın gençlerin sosyal medya kullanımına getirmeyi planladığı yasak, dijital çağda çocuk gelişimi ve ruh sağlığı üzerindeki etkileri konusunda küresel bir tartışma başlatma potansiyeli taşıyor.