Üniversite profesörleri, öğrencilerin dikkat sürelerinin giderek azaldığını ve bunun sadece yazılı metinlerle sınırlı olmadığını gözlemliyor. Özellikle film bölümü öğrencilerinin bile uzun metrajlı filmleri baştan sona izlemekte zorlandığı belirtiliyor. Wisconsin-Madison Üniversitesi'nden bir film profesörü, "Ev ödevi film izlemek olduğunda bunun en iyi ödev olduğunu düşünürdüm, ama öğrenciler bunu yapmıyor" diyor. Ülke genelindeki 20 film profesöründen benzer gözlemler alındı; son on yılda, özellikle pandemi sonrası, öğrencilerin filmlere odaklanmakta zorlandığı ifade ediliyor. Bazı profesörler elektronik cihazları yasaklasa da, öğrencilerin yarısının gizlice telefonlarına baktığı belirtiliyor.
Çoğu eğitmen, durumun değiştiğini ve sorunun sadece giriş seviyesi derslerle sınırlı olmadığını düşünüyor. Güney Kaliforniya Üniversitesi'nden bir sinema ve medya çalışmaları profesörü, öğrencilerinin film gösterimleri sırasında nikotin bağımlılarının yoksunluk belirtileri gösterdiğini, telefonlarını kontrol etmedikçe daha fazla kıpırdandıklarını ve sonunda dayanamadıklarını söylüyor. Hatta 1974 yapımı "The Conversation" filminin meşhur final sahnesini bile izlemekte zorlandıkları, bazı öğrencilerin o kritik anlarda bile telefonlarına baktığı gözlemlenmiş.
Öğrenciler ayrıca kampüs sinemalarında yapılan yüz yüze gösterimlere de direniyor; yurt odalarından yayın izlemenin kolaylığı varken, kampüste toplanmayı bir yük olarak görüyorlar. Bu durum, bazı profesörlerin derslerine kayıtların düşmesine neden oluyor ve birçok eğitmen artık öğrencilerin filmleri kendi zamanlarında izlemesine izin veriyor. Ancak bu da filmlerin tam olarak izlenmemesi sorununu beraberinde getiriyor. Bu durum, dijital çağın getirdiği kısa dikkat sürelerinin, sanatsal deneyimler üzerindeki derin etkisini ortaya koyuyor.
Dijital çağın getirdiği kısa dikkat süreleri, en temel sanatsal deneyimlerden biri olan film izleme alışkanlığını bile derinden etkileyerek, eğitim metodolojilerini yeniden düşünmeye zorluyor.