FBI Direktörü Kash Patel, Minnesota'da federal göçmenlik ajanlarının hareketlerini izlemek için kullanılan Signal grup sohbetleri hakkında bir soruşturma başlattığını duyurdu. Bu sohbetlerde, ajanların araç plakaları ve konumları gibi bilgilerin paylaşıldığı belirtiliyor. Patel, bu tür faaliyetlerin federal ajanları tehlikeye atıp atmadığını ve yasa dışı bir senaryo oluşturup oluşturmadığını belirlemeyi amaçladıklarını ifade etti. Soruşturma, özellikle muhafazakar gazeteci Cam Higby'nin X platformunda yaptığı ve 20 milyon görüntülenme alan bir paylaşımın ardından başlatıldı. Higby, Minneapolis çevresindeki Signal gruplarına sızdığını ve bu grupların kolluk kuvvetlerini engellediğini iddia etmişti.
Bu soruşturma, ifade özgürlüğü savunucuları tarafından hızla eleştirildi. Bireysel Haklar ve İfade Özgürlüğü Vakfı (FIRE) kamu savunuculuğu direktörü Aaron Terr, İlk Değişiklik'in (First Amendment) yasal yollarla elde edilen bilgileri paylaşan kamu üyelerini koruduğunu belirtti. Terr, kolluk kuvvetlerinin faaliyetlerini gözlemlemek, belgelemek ve yetkilileri kötüye kullanımdan sorumlu tutmak gibi meşru nedenlerle bu tür bilgilerin paylaşılabileceğini vurguladı. Ayrıca, mevcut yönetimin korunan konuşma ile suç teşkil eden davranışları ayırt etme konusundaki sicili göz önüne alındığında, bu tür bir soruşturmanın çok yakından incelenmesi gerektiğini ekledi.
Minnesota ve ülke genelinde, dijital araçlar uzun süredir göçmenlik uygulamalarına karşı direnişin merkezinde yer alıyor. Yönetim karşıtları, ICE operasyonlarını takip etmek, şüpheli ICE araçlarının fotoğraflarını paylaşmak ve komşuları bilgilendirmek için grup sohbetlerini kullanıyor. Daha önce, ICEBlock adlı bir uygulamanın ICE görüldü bilgilerini paylaşması nedeniyle yönetim tarafından eleştirilmiş ve Apple tarafından uygulama mağazasından kaldırılması, geliştiricisi tarafından yasa dışı baskı iddialarıyla dava açılmasına yol açmıştı. Bu son soruşturma, ifade özgürlüğü ile yasa uygulama arasındaki gerilimi bir kez daha gündeme getiriyor.
Bu soruşturma, dijital çağda ifade özgürlüğü ile kolluk kuvvetlerinin operasyonlarının güvenliği arasındaki hassas dengeyi ve bu konudaki hukuki tartışmaları derinleştiriyor.