FBI'ın, Washington Post muhabiri Hannah Natanson'ın ele geçirdiği iPhone'una, cihazın "Lockdown Mode"da olması nedeniyle erişemediği ortaya çıktı. Bu durum, sızdırılan gizli bilgilerle ilgili bir soruşturma kapsamında gerçekleşti. Ocak ayında Natanson'ın evine yapılan baskının ardından hazırlanan mahkeme kayıtları, FBI'ın Bilgisayar Analiz Yanıt Ekibi'nin (CART) ele geçirilen cihazdan veri alamadığını açıkça belirtiyor. Bu olay, Apple'ın güvenlik özelliklerinin, devlet kurumlarının bile cihazlara erişimini ne kadar zorlaştırabileceğine dair nadir bir örnek sunuyor.
Lockdown Mode, Apple tarafından özellikle NSO Group gibi şirketlerin sattığı hedefli casus yazılımlara karşı koruma sağlamak amacıyla geliştirilmiş bir güvenlik özelliğidir. Bu mod, potansiyel saldırı yüzeyini azaltmak için belirli uygulama, web sitesi ve özelliklerin işlevselliğini kısıtlar. FBI'ın, Natanson'ın evine düzenlediği baskından yaklaşık iki hafta sonra bile telefona erişememesi, bu güvenlik özelliğinin başlangıçtaki etkinliğini gözler önüne seriyor. Kayıtlarda iPhone'un açık ve şarjda olduğu, ekranında ise "Lockdown" modunda olduğu belirtiliyor.
Soruşturma, hükümet yüklenicisi Aurelio Perez-Lugones'un ulusal savunma bilgilerini elinde bulundurmasıyla ilgili. Hükümet, Perez-Lugones'un Natanson'ın kaynağı olduğuna inanıyor. FBI, Natanson'ın biyometrik kilidini açmak için parmaklarını veya yüzünü kullanma yetkisine sahip olmasına rağmen, Lockdown Mode'un aktif olması, bu tür erişim yöntemlerinin de başarısız olduğunu düşündürüyor. Bu durum, dijital gizliliğin korunmasında Lockdown Mode'un potansiyel gücünü vurguluyor.
Apple'ın Lockdown Mode özelliği, devlet kurumlarının bile hassas verilere erişimini önemli ölçüde zorlaştırarak dijital gizliliğin korunmasında etkili bir araç olabileceğini gösteriyor.