Bilgisayar destekli görsel efektlerin (CGI) yaygınlaşmasından önce, sinema dünyasında atmosferik etkiler yaratmak için kullanılan yaratıcı ve pratik yöntemlerden biri "Bulut Tankı" tekniğiydi. Bu yöntem, özellikle bulutlar gibi organik şekilli oluşumları ekranda canlandırmak için tercih ediliyordu. El çizimi animasyon veya duman gibi alternatiflere kıyasla daha gerçekçi ve doğal görünümler sunan bulut tankı, eski Hollywood'un vazgeçilmez araçlarından biri haline gelmişti.
Tekniğin temelinde, büyük bir cam tankın dikkatlice hazırlanması yatıyordu. Örneğin, Close Encounters of the Third Kind filminde kullanılan tank 7x7 fit boyutlarında ve 4 fit derinliğindeydi. Tank önce tuzlu suyla doldurulur, üzerine ince bir plastik tabaka yerleştirilir ve ardından tatlı su eklenirdi. Plastik çıkarıldıktan sonra, yoğunluk farkı nedeniyle tankta iki ayrı su katmanı oluşurdu. Daha sonra, boya bu iki katmanın birleştiği noktaya nazikçe enjekte edilir ve ışıklandırma koşulları ile kamera hızı gibi faktörlerle birleştiğinde, su içinde dağılan boya gerçekçi, dalgalanan bulutlar gibi görünürdü. Bu bulut öğeleri, daha sonra canlı çekim görüntüler veya model fotoğrafçılığı ile birleştirilerek etkileyici sahneler oluşturulurdu.
Ancak bulut tankı tekniğinin önemli bir dezavantajı vardı: Sonucun tam olarak ne olacağını asla kesin olarak bilememek ve süreci hassas bir şekilde kontrol edememek. Bu nedenle, istenen görüntüyü elde etmek için genellikle birçok çekim yapmak gerekirdi. Douglas Trumbull'un belirttiğine göre, Close Encounters of the Third Kind filmindeki özel kurulumdan Scott Squires sorumluydu ve aynı tank daha sonra Raiders of the Lost Ark gibi filmlerde de kullanıldı. Ken Ralston ise benzer bir tekniğin The Ten Commandments (1956) kadar eski filmlerde bile kullanılmış olabileceğini öne sürmüştür. Günümüzde yerini CGI'a bırakmış olsa da, bulut tankı sinema tarihinde önemli bir yer tutmaktadır.
Bilgisayar destekli efektlerden önce, sinema filmlerinde atmosferik görsel efektler yaratmak için fiziksel su tanklarının nasıl kullanıldığını ve bu yaratıcı tekniğin zorluklarını gözler önüne seriyor.