Ana Sayfa

Edebiyatın Gizli Kahramanları: Kadın Sekreterlerin Görünmez Emeği

1 dk okuma

Modern edebiyatın arkasındaki kadın emeğini ve bu emeğin sıklıkla göz ardı edilen önemini ele alan makale, daktilonun 1872'de Christopher Latham Sholes tarafından tanıtılmasıyla başlıyor. Sholes'un, makinesinin kullanımının bir kadın için bile yeterince kolay olduğunu ima etmek amacıyla kızı Lillian'ı daktilo başında fotoğraflatması, cinsiyet ve beceriye dair kalıcı stereotiplerin temelini atmıştır. "Mad Men" dizisindeki bir sahneyle de pekiştirilen bu algıya rağmen, daktilonun yaygınlaşması kadınların beyaz yakalı işgücündeki oranını 1880 öncesindeki %4'ten 1920'ye gelindiğinde %50'ye çıkarmıştır.

Ancak, makale daktilocuların işinin sanıldığı gibi basit olmadığını, aksine ileri teknik beceriler gerektirdiğini vurguluyor. Kadınlar, sekreterlik ve daktilo okullarına önemli zaman ve para yatırarak eğitim alıyorlardı. Temel daktilo ve dikte becerilerinin ötesinde, sekreterlerden grafik tasarım, araştırma ve düzenleme gibi çeşitli görevleri yerine getirmeleri bekleniyordu. Yirminci yüzyılın ilk yarısına ait sekreterlik kılavuzları, John Gregg ve Rupert SoRelle'in "Applied Secretarial Practice" gibi eserleri, maaş bordrosu yönetimi ve vergi kodları gibi konularla kişisel bakım ve neşeli bir telefon kişiliği geliştirme gibi çok geniş bir görev yelpazesini ortaya koymaktadır. Bu profesyonelleşme, Theodora Bosanquet, Véra Nabokov ve Valerie Eliot gibi kadınların, daktilocu, editör ve destekçi olarak modern edebiyatın şekillenmesinde kritik, ancak genellikle isimsiz roller üstlenmelerine olanak sağlamıştır.

İçgörü

Modern edebiyatın arkasındaki kadın emeğinin tarihsel olarak nasıl göz ardı edildiğini ve bu emeğin gerçekte ne kadar karmaşık ve değerli olduğunu ortaya koyuyor.

Kaynak