Avrupa Birliği'nin Dijital Piyasalar Yasası (DMA), büyük teknoloji şirketlerinin dijital pazarlardaki hakimiyetini sınırlamayı ve rekabeti artırmayı hedefliyor. Bu yasa kapsamında, Meta gibi "geçit bekçisi" olarak tanımlanan platformlara, kullanıcılarına hizmetleri üzerinde daha fazla kontrol sağlama yükümlülüğü getirildi. Bu bağlamda, Instagram ve Facebook kullanıcılarına akışlarını kronolojik sıraya göre görüntüleme seçeneğinin sunulması zorunlu hale geldi. Bu gelişme, algoritmik olarak belirlenen ve genellikle etkileşimi önceliklendiren akışlardan uzaklaşarak, kullanıcılara içerik tüketimlerinde daha fazla özerklik tanıyor.
Geleneksel olarak, sosyal medya platformları kullanıcı etkileşimini ve reklam gelirlerini artırmak amacıyla kronolojik akışlardan algoritmik akışlara geçiş yapmıştı. Bu değişiklik, kullanıcıların arkadaşlarından ve ailelerinden gelen gönderileri kaçırmasına neden olabiliyor, zira algoritma popüler veya sponsorlu içerikleri önceliklendirebiliyordu. DMA'nın kronolojik sıralama seçeneğini zorunlu kılması, kullanıcılara içerikleri yayınlanma sırasına göre görme imkanı sunarak, karmaşık algoritmaların dikte ettiği bir düzenden kurtulma şansı veriyor.
Bu gelişme, sosyal medya platformlarının kullanıcı arayüzlerini ve içerik dağıtım mekanizmalarını nasıl tasarladıkları konusunda daha geniş kapsamlı etkilere sahip olabilir. Büyük teknoloji şirketleri üzerindeki artan düzenleyici baskıyı, özellikle kullanıcı özerkliği ve veri kontrolü konularında vurguluyor. Kullanıcılara bir seçenek sunulsa da, kaç kullanıcının kronolojik akışı tercih edeceği ve bunun platformlardaki genel etkileşim metrikleri ile içerik oluşturucuları ve işletmeler için içerik stratejileri üzerindeki etkisi merak konusu. Bu durum, dijital alanda daha fazla şeffaflık ve kullanıcı seçimine doğru bir değişimi temsil ediyor.
Kullanıcıların sosyal medya deneyimleri üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmasını sağlarken, büyük teknoloji şirketleri üzerindeki düzenleyici baskının artışını gösteriyor.