Sanatçı, 1922 yapımı klasik film Häxan'ı izlerken, dijital veri akışına kasıtlı olarak hatalar (glitch) ekleyerek ilginç görsel efektler elde etme fikrinden ilham aldı. Özellikle filmin siyah-beyaz yapısına renk katmak ve ikili verinin onaltılık (hexadecimal) gösterimini doğrudan manipüle etmek istedi. Bu proje, "Datahäxan" adını taşıyor ve veri bozulmasının sanatsal bir ifade aracı olarak nasıl kullanılabileceğini araştırıyor.
İlk denemesinde, h264 veri akışındaki her 10. kareyi NULL değeriyle değiştirdi. h264'ün kodlama yapısı nedeniyle bu, sadece siyah bir ekran yerine, oynatma sırasında garip lekeler ve görüntünün sürüklenmesi gibi etkileyici görsel bozulmalar yarattı, ancak renk katmadı. İkinci denemede ise h264 dosyasını ham yuv420p verisine dönüştürerek üzerine renkli gürültü ve sinüs dalgaları ekledi. Bu yaklaşım, görsel olarak ilginç olsa da, tekrarlayan desenler nedeniyle sıkıcı bulundu. Ayrıca, gürültü eklenmesi sıkıştırma sürecini son derece verimsiz hale getirdi; dosya boyutu aşırı büyüdü ve yüksek entropi nedeniyle güvenilir glitch'ler oluşturulamadı.
Son ve başarılı denemesinde sanatçı, tekrar doğrudan h264 kodlu verilerle çalışmaya döndü. I-karelerin (anahtar kareler) nasıl çalıştığına dair araştırmalar yaparak, çözme hataları yoluyla renklerin ortaya çıkmasını sağlayacak sistematik bir glitch stratejisi geliştirdi. Bu strateji, I-kareleri NULL'lamak yerine, çerçevenin sonuna (kroma verilerinin depolandığı yere) doğru daha fazla mutasyon olacak şekilde en anlamsız bitleri rastgele değiştirmeyi içeriyordu. Sonuçlar oldukça tatmin ediciydi: renk flaşlarının yanı sıra, metinlere uygulanan "erime" efekti de elde edildi. Filmin izlenebilirliğini korumak adına her dört kareden sadece biri modüle edildi. Bu yöntem, dijital verinin iç yapısını anlayarak yaratıcı ve öngörülebilir bozulmalar oluşturmanın mümkün olduğunu gösterdi.
Dijital medya dosyalarının temel veri yapısını manipüle ederek beklenmedik ve estetik görsel efektler yaratılabileceğini gösteriyor.