Bu makale, Charles Darwin'in ünlü seyahat kitabı üzerinden, onun sadece macera dolu bir figür olmadığını, aynı zamanda içinde yaşadığı dönemin çelişkilerini de yansıtan "üç boyutlu" bir portresini sunuyor. Darwin, 1830'ların İngiliz toplumunun en iyi özelliklerini – zeki, iyi kalpli, eğitimli ve bilime tutkuyla bağlı – temsil etse de, aynı kültürün daha kötü özelliklerinden de tamamen arınmış değildi. Yazar, Darwin'in kişiliğinde ve düşüncelerinde hem ileri görüşlü hem de çağının sınırlılıklarını taşıyan yanları olduğunu vurguluyor.
Darwin, ekoloji alanında (sonradan bu isimle anılacak) zamanının ötesindeydi. İdolü Alexander von Humboldt'tan ilham alarak, Doğayı dinamik, derinlemesine birbirine bağlı, hassas ilişkiler ağı olarak görebiliyordu. İşgalci türlerin risklerini anlıyor ve doğal kaynakları sonlu ve insan müdahalesiyle tehlike altında olarak değerlendiriyordu. Bu ileri görüşlü yaklaşımları, çağdaşlarının çoğundan ayrılmasını sağlıyordu; ancak yine de dönemin genel düşünce yapısının bazı eski moda unsurlarını taşıyordu.
Charles Darwin'in hem ileri görüşlü bilimsel anlayışını hem de yaşadığı dönemin sosyal çelişkilerini bünyesinde barındıran karmaşık bir figür olduğunu anlamak, tarihi şahsiyetlere daha bütünsel bakmamızı sağlar.