Makale, mikrobilgisayarlarda yapay zekanın erken dönemlerine, özellikle de "uzman sistemlere" odaklanıyor. Bu sistemler, belirli bir alandaki bilgiyi yakalayıp geniş kitlelere yaymayı amaçlıyordu. Yazar, bir Commodore 64'ü yağmur tahmini yapan bir "uzman"a dönüştürmek için bu teknolojiyi kullanma niyetini belirtiyor. 1984'te Gary Kildall ve Stewart Chiefet, "Beşinci Nesil" bilgisayarcılığı ele alırken, uzman sistemlerin babası Edward Feigenbaum ile yapay zekanın "kuantum sıçraması" olduğunu konuşmuşlardı. Ancak bir yıl sonra Kildall, yapay zeka sahnesine karşı yorgunluğunu gizlememiş, ürünleri pazarlamak için kullanılan bir etiket haline geldiğini öne sürmüştü.
Uzman sistem yazılım geliştiricileri, bu sistemlerin mevcut verilerin radikal bir şekilde yeniden yorumlanmasını sağlayan temel bir programatik farklılığa sahip olduğunu savunuyordu. Ancak Dr. Hubert Dreyfus, kural tabanlı yaklaşımların uzmanlığın yalnızca %85'ine ulaşabileceğini, sezginin insanı makineden ayırdığını belirterek, bu sistemlerin daha çok "yetkin sistemler" olarak adlandırılması gerektiğini öne sürdü. Makale, Dr. Jacques Lebbe tarafından yaratılan XPER'i tanıtıyor. Lebbe, mantar hakkındaki bilgilerini bu sisteme aktararak bilginin demokratikleşmesini hedeflemişti. XPER'in, mütevazı donanımlarda bile diğer bilgi alanları için aynı şeyi yapabileceğine inanıyordu.
Yazar, 64K gibi sınırlı bir belleğe ne kadar uzmanlık sığdırılabileceği sorusunu ortaya atıyor. Edward Feigenbaum'a göre, uzman sistemler "uzman seviyesinde çalışmasını sağlayacak bilgi ve yeteneği barındıran bir bilgisayar programıdır" ve "insan uzman için üst düzey entelektüel destek" sağlar. Bu sistemler, çoğunlukla hesaplama yerine akıl yürütme gerektiren alanlarda özellikle iyi çalışır. Makale, bu tanımın biraz belirsiz ve aşırı vaatkar olduğunu belirtiyor.
Makale, 1980'lerde yapay zeka ve uzman sistemlerin hem potansiyelini hem de sınırlamalarını, dönemin teknolojik imkanları ve entelektüel tartışmaları ışığında ele alıyor.