Sağcı aktivist Charlie Kirk'ün suikastından beş ay sonra, ABD'de ifade özgürlüğüyle ilgili bir dava dalgası yaşanıyor. Bu davalar, Kirk'ün ölümüne çevrimiçi tepki gösteren Amerikalıların nasıl soruşturulduğunu, işten çıkarıldığını ve hatta tutuklandığını ortaya koyuyor. En dikkat çekici olaylardan biri, emekli polis memuru Larry Bushart'ın başına geldi. Bushart, Kirk'ün ölümüyle ilgili Cumhuriyetçi yetkililerin yasını alaya alan memler paylaştığı için tutuklandı.
Perry County Şerifi Nick Weems'in talebi üzerine tutuklanan Bushart, paylaştığı bir gönderinin yerel bir okula tehdit olarak yorumlanabileceği gerekçesiyle 37 gün hapis yattı. 2 milyon dolarlık kefaleti ödeyemediği için içeride kalan Bushart'a yönelik suçlamalar, kamuoyunun tepkisi üzerine düşürüldü. Şimdi ise Bireysel Haklar ve İfade Vakfı (FIRE) tarafından temsil edilerek dava açıyor. FIRE avukatı David Rubin, yerel yönetim yetkililerinin ifadeyi cezalandırma gücünün büyük bir sorun teşkil ettiğini belirtiyor.
Rubin'e göre, FIRE ayrıca "Kirk ile ilgili konuşmalar" nedeniyle işten çıkarılan kişilerle ilgili en az 13 davadan haberdar. Bu durum, "cancel culture"ın insanların en temel içgüdülerinden kaynaklanan çirkin bir olgu olduğunu ve genellikle insanların geçim kaynaklarını hedef alarak işten çıkarılmalarına yol açtığını vurguluyor. Geçtiğimiz ay Amerikan Öğretmenler Federasyonu da, Teksas Eğitim Ajansı'na, Kirk hakkında "uygunsuz içerik" paylaşan öğretmenleri bildirmeleri için müfettişlere talimat vermesi nedeniyle dava açtı. Bu davalar, ABD'de ifade özgürlüğünün sınırları ve dijital çağdaki yansımaları üzerine önemli tartışmaları beraberinde getiriyor.
Bu olaylar, dijital çağda ifade özgürlüğünün sınırları, "cancel culture"ın etkileri ve yerel yönetimlerin vatandaşların çevrimiçi söylemlerine müdahale etme yetkisi üzerine ciddi soruları gündeme getiriyor.