Conway Yasası'na göre bir tasarım, onu üreten organizasyonun yapısını yansıtır. Bu ilke, Berkeley DB'nin iki kurucusu Margo Seltzer ve Keith Bostic'in farklı ama tamamlayıcı felsefelerinin ürünü olmasını açıklar. Seltzer, dosya sistemleri ile veritabanı yönetim sistemlerinin temelde aynı olduğunu ve her ikisinin de kaynak yöneticisi ve soyutlama sağlayıcısı olduğunu savunurken, Bostic, modüler, araç tabanlı yaklaşımların monolitik mimarilere göre anlaşılabilirlik, genişletilebilirlik ve esneklik gibi açılardan üstün olduğuna inanmıştır.
Bu iki vizyonun birleşimi, hızlı, esnek, güvenilir ve ölçeklenebilir veri yönetimi sağlayan bir yazılım kütüphanesi olan Berkeley DB'nin ortaya çıkışını sağlamıştır. Berkeley DB, geleneksel ilişkisel veritabanlarından beklenen anahtarlı/sıralı hızlı veri erişimi, işlem desteği ve hata kurtarma gibi işlevleri sunar. Ancak bunu, bağımsız bir sunucu uygulaması yerine, doğrudan uygulamaya bağlanan bir kütüphane olarak yapar. Bu yaklaşım, uygulamaların veri yönetimi hizmetlerini daha entegre ve hafif bir şekilde kullanmasına olanak tanır.
Berkeley DB'nin mimarisi, her biri Unix'in "tek bir şeyi iyi yap" felsefesini benimseyen modüllerden oluşur. Bu modüler yapı, uygulamaların bileşenleri doğrudan veya dolaylı olarak kullanmasına imkan verir. Yirmi yılı aşkın süredir devam eden geliştirme süreci, yazılım projelerinde tasarımın zamanla nasıl evrildiğini ve ilkelerin korunmasının önemini göstermektedir. Proje, uzun ömürlü yazılım geliştirmede tutarlı bir vizyonun ve adaptasyonun değerini vurgular.
Berkeley DB, yazılım tasarımında kurucuların kişisel felsefelerinin ve modülerliğin uzun vadeli projelerdeki öneminin somut bir örneğini teşkil etmektedir.