Ana Sayfa

Aydınlanmanın Karanlık Yüzü: Modern Çağ Bir Ölüm Çağı mı?

1 dk okuma

Clifton Crais, "The Killing Age" adlı kitabında modern dönemin "Antroposen" (İnsan Çağı) olarak değil, "Mortesen" (Ölüm ve Katliam Çağı) olarak tanımlanması gerektiğini öne sürüyor. Crais'e göre, bu çağ devlet gücünün ekonomik sömürü ve çevresel yıkımla birleştiği, kitlesel ölümlerle karakterize edilmiştir. Sanayi Devrimi'nin ve Afrika köleliğinin Amerika kıtasındaki sömürüsünün, bu "fosil ekonomisinin" kalbindeki şiddeti ve insanları metaya indirgeyen yapıyı göz ardı etmememiz gerektiğini vurguluyor. Bu ölüm ve şiddetin, kim olduğumuzu, neye değer verdiğimizi ve bugünkü kırılgan varoluşumuzu şekillendirdiğini belirtiyor.

Crais, Aydınlanma ideallerinin liberal bir yorumunun nasıl büyük ölçekli katliamları ve çevresel tahribatı meşrulaştırdığını ustaca ortaya koyuyor. Steven Pinker gibi ilerici rasyonalistlerin sunduğu Pollyannacı tarih görüşüne şüpheyle yaklaşanlar, Crais'in kapitalist ilerlemenin kanlı yüzünü detaylı ve canlı bir şekilde yeniden yaratmasıyla şüphelerinin haklı çıktığını görecekler.

Ancak makale, Crais'in Aydınlanma felsefesinin başka bir varyantının, yani kapitalizmin devrilmesine adanmış devletlerdeki kitlesel cinayetleri ve doğal dünyanın tahribatını ele almadığını eleştiriyor. Crais'in anlatısı dar bir Anglosentrik bakış açısına sahip; Adam Smith'in ticari toplum vizyonuna odaklanıyor. Oysa Karl Marx da bir Aydınlanma düşünürüydü ve onun kolektif planlamayla "insanlaştırılmış" bir doğal dünya vizyonu, eski Sovyetler Birliği'nde ekolojik felaketlere yol açmıştı. Crais, Fransız Devrimi, Robespierre veya Holokost gibi modern kitlesel cinayetlerin önemli örneklerini de kitabında es geçiyor.

İçgörü

Modern çağın sadece bilgi ve insan etkileşimiyle değil, aynı zamanda kitlesel ölümler, sömürü ve çevresel yıkımla şekillendiğini öne sürerek Aydınlanma'nın karanlık yüzünü gözler önüne seriyor.

Kaynak