AT&T'nin Long Lines bölümü, bölgesel Bell şirketlerini ve bağımsız telefon şirketlerini birbirine bağlayan, uzun mesafeli iletişimin omurgasını oluşturan bir altyapıydı. Telefonun ilk günlerinden 1984'teki AT&T dağılmasına (divestiture) kadar varlığını sürdüren bu sistem, dağılmanın ardından da AT&T'nin çekirdeği olmaya devam etti ve 2005'te Southwestern Bell tarafından satın alınarak günümüzdeki "yeni" AT&T'nin temelini oluşturdu. Bu sistem, telekomünikasyonun altın çağı olarak kabul edilen 1950'lerden 1980'lere kadar olan dönemde, bilgisayarların ve televizyonların yaygınlaştığı, sesli iletişimin yanı sıra veri transferinin de hız kazandığı bir dönemde kritik bir rol oynadı.
Long Lines sistemi, günümüzde neredeyse unutulmuş olsa da, iletişim sistemlerini dönüştüren en önemli altyapılardan biriydi. Uydu iletişimi ve fiber optik teknolojilerinin henüz var olmadığı bir dönemde, hassas, pahalı ve yüksek bakım gerektiren kablolu sistemlere bağımlılığı ortadan kaldırdı. Geleneksel kablolu sistemler, fırtınalar veya ağaç dalları gibi dış etkenlere karşı savunmasızdı ve yüz binlerce insanı etkileyen kesintilere yol açabiliyordu. Ayrıca, kilometrelerce kalın kablo döşemek ve hasar gördüğünde onarmak hem çok maliyetli hem de zordu, zira o dönemde "kendi kendini teşhis eden" sistemler mevcut değildi.
AT&T, bu sorunlara çözüm olarak daha güvenilir bir alternatif geliştirdi: mikrodalga frekansında çalışan bir röle kuleleri ağı. Bu yenilikçi sistem, 17 Ağustos 1951'de ilk kıyıdan kıyıya otomatik telefon görüşmesinin (DDD - Direct Distance Dial) yapılmasını sağladı. "Skyway" veya "Telephone Skyway" olarak da bilinen bu mikrodalga telefon sistemi, Amerika genelindeki insanların birbirleriyle kolayca iletişim kurmasını mümkün kılarak, modern telekomünikasyonun temellerini attı.
AT&T Long Lines, kablolu sistemlerin sınırlamalarını aşarak mikrodalga teknolojisiyle kıtalararası iletişimi mümkün kılan ve modern telekomünikasyonun temelini atan unutulmuş bir altyapı devrimidir.