“Backseat Software” (Arka Koltuk Yazılımları) kavramı, modern yazılımların kullanıcıyı sürekli kesintiye uğratan ve dikkatini dağıtan yapısını ele alıyor. Yazar, bu durumu, önemli bir yere giderken arabanızın aniden durup “Sürüşünüzden memnun musunuz?” diye sormasına veya hız göstergesini kapatan bir özellik tanıtımına benzetiyor. Bu senaryo saçma gelse de, günümüzdeki birçok uygulamanın, neredeyse başka hiçbir alanda kabul edilemez olacak bir kesinti modelini normalleştirdiğini belirtiyor. Yazılımın bir araç olmaktan çıkıp, kullanıcı üzerinde işlem yapan bir kanala dönüşmesini “arka koltuk yazılımı” olarak tanımlıyor.
Makale, bu dönüşümün nasıl gerçekleştiğini tarihsel bir perspektifle inceliyor. Bir zamanlar yazılımların diskler aracılığıyla fiziksel ürünler olarak dağıtıldığı dönemi hatırlatıyor. O zamanlar yazılım, satın alınıp kurulan ve kullanıcının seçimiyle yükseltilen bir üründü; sürekli değişmiyor veya dikkat talep etmiyordu. Bu dönemin ciddi hataların düzeltilmesinin zorluğu gibi dezavantajları olsa da, kullanıcı yazılımla baş başa kalabiliyordu. Geri bildirim yavaştı ancak gerçekti ve geliştiricilerin bunu kazanması, dinlemesi ve yorumlaması gerekiyordu.
İnternetin yaygınlaşmasıyla birlikte, yazılımların sürekli güncellenebilmesi, hataların ve güvenlik açıklarının hızla giderilebilmesi gibi önemli avantajlar ortaya çıktı. Bu, yazılım kalitesi ve güvenliği açısından büyük bir ilerlemeydi. Ancak bu “her zaman çevrimiçi” modeli, yazılımların kullanıcılarla sürekli iletişim kurma ve dikkatlerini çekme fırsatını da beraberinde getirdi. Makale, bu durumun, yazılımın bir araç olmaktan çıkıp, kullanıcının dikkatini sürekli talep eden ve deneyimi kesintiye uğratan bir “kanal” haline gelmesine yol açtığını vurguluyor. Bu dönüşümün bir anda değil, zamanla, her biri makul görünen adımlarla gerçekleştiğini belirtiyor.
Modern yazılımların kullanıcı deneyimini kesintiye uğratan ve dikkat dağıtan doğasının, yazılımın bir araçtan ziyade bir iletişim kanalına dönüşmesinin kökenlerini ve etkilerini inceliyor.