Arizona'da sunulan Temsilciler Meclisi Yasa Tasarısı 2920 (HB 2920), eyaletteki mobil cihaz kullanıcıları için emsalsiz bir yaş doğrulama sistemi getiriyor. Bu tasarı, sadece uygulama mağazası indirmeleri için değil, ön yüklü yazılımlar, web tarayıcısı, mesajlaşma uygulaması, hesap makinesi ve hatta hava durumu widget'ı gibi bir mobil cihazdaki her türlü yazılım için yaş doğrulamasını zorunlu kılıyor. Öneriye göre, mobil cihazlardaki her yazılım parçası yaşa göre kimlik kontrolüne tabi tutulacak. Uygulama mağazası sağlayıcılarının, her hesap sahibinin yaş kategorisini doğrulaması ve bu verileri geliştiricilerle paylaşması gerekecek. Tasarı, kullanıcıları 13 yaş altı, 13-16 yaş arası, 16-18 yaş arası ve yetişkinler olmak üzere dört kategoriye ayırıyor.
18 yaşın altındaki herkes için, hesaplarının bir ebeveyn hesabıyla "ilişkilendirilmesi" ve uygulama indirme, satın alma veya uygulama içi herhangi bir satın alma yapmadan önce "doğrulanabilir ebeveyn onayı" alınması zorunlu kılınıyor. Bu onay gerekliliği, ön yüklü uygulamalar için bile geçerli; örneğin, bir çocuk tarayıcısını ilk kez başlattığında, erişime izin verilmeden önce sistemin ebeveyn hesabıyla kontrol etmesi gerekecek. Tasarı, ebeveyn-çocuk hesabı ilişkilendirmesinin nasıl doğrulanacağına dair net bir düzenleme sunmuyor, sadece "ticari olarak mevcut" yöntemlerden bahsediyor.
Yasa tasarısının kapsamı ilk indirmelerin ötesine geçiyor. Bir geliştirici, uygulamada "önemli bir değişiklik" yaptığında (gizlilik politikası, veri toplama, yaş derecelendirmesi, uygulama içi satın alma veya reklam eklenmesi gibi), reşit olmayanın güncellenmiş sürüme erişebilmesi için ebeveyn hesabının yenilenmiş onay vermesi gerekiyor. Bu durum, hava durumu uygulamasına bir banner reklam eklenmesi gibi rutin güncellemelerin bile yeni bir ebeveyn onayı gerektireceği anlamına geliyor. Tasarı, yazılım güncellemelerinin bile erişimin engellenmesi için bir fırsat haline gelebileceği karmaşık bir sistem yaratıyor.
Bu yasa tasarısı, mobil cihaz kullanımında geniş çaplı bir gözetim mimarisi oluşturarak dijital gizlilik ve erişim özgürlükleri üzerinde ciddi kısıtlamalar getirme potansiyeli taşıyor.