Ana Sayfa

Çevrimiçi Nefretle Mücadele Eden Alman Aktivistler ABD'ye Giriş Yasağı Aldı

1 dk okuma

Alman dijital haklar kuruluşu HateAid'in iki yöneticisi, Josephine Ballon ve Anna Lena von Hodenberg, ABD Gümrük ve Sınır Koruması tarafından ABD'ye giriş yasağıyla karşılaştı. Noel arifesi öncesinde gelen bu beklenmedik e-posta, kuruluşun çevrimiçi taciz ve şiddet mağdurlarına destek olma misyonunu sürdürürken yaşadığı zorlukları gözler önüne serdi. HateAid, AB teknoloji düzenlemelerinin güçlü bir savunucusu olarak, sağcı politikacılar ve provokatörler tarafından "sansür" yapmakla suçlandığı kampanyaların hedefi haline gelmişti.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Dışişleri Müsteşarı Sarah B. Rogers'ın X'te yaptığı paylaşımlar, yasağın arkasındaki nedeni ortaya koydu. Rubio, ABD hükümeti, teknoloji şirketleri ve sivil toplum kuruluşları arasında muhafazakar sesleri susturmak için geniş çaplı bir gizli anlaşma olduğunu iddia eden "sansür-endüstriyel kompleks" komplo teorisini destekliyordu. Yasağın hedefindeki isimler arasında Ballon ve von Hodenberg'in yanı sıra, Avrupa Dijital Hizmetler Yasası (DSA) yazımına yardımcı olan eski AB komiseri Thierry Breton, dijital nefretle mücadele eden Imran Ahmed ve dezenformasyon risk derecelendirmeleri sağlayan Clare Melford da bulunuyordu.

HateAid yöneticileri, bu durumu kendilerini susturmaya yönelik eski bir taktik olarak değerlendirdi ve suçlamaları şiddetle reddetti. Çalışmalarının temel amacının insanları çevrimiçi ortamda daha güvende hissettirmek olduğunu belirten Ballon ve von Hodenberg, dijital haklar alanındaki çalışmalarının ne kadar siyasallaştığını ve kuşatıldığını vurguladı. Bu olay, Trump yönetiminin ifade özgürlüğü adına dijital haklara karşı yürüttüğü savaşın bir parçası olarak görülüyor ve çevrimiçi güvenlik alanında çalışanların hedef alınmasının son örneklerinden biri olmayacağı düşünülüyor.

İçgörü

Çevrimiçi nefretle mücadele eden sivil toplum kuruluşlarının, siyasi komplo teorileri ve seyahat yasakları aracılığıyla hedef alınması, dijital haklar ve ifade özgürlüğü tartışmalarının küresel çapta ne kadar siyasallaştığını gösteriyor.

Kaynak