24 yaşındaki Gabriela Nguyen, akıllı telefonunu ve sosyal medya kullanımını tamamen bırakarak "appstinence" adını verdiği bir yaşam tarzını benimsedi. Gençliğinde telefonundaki uygulamaları düzenlemeyi "temizlik" olarak gören Nguyen, zamanla gerçek hayatıyla çevrimiçi yaşamının iç içe geçtiğini ve uygulamaların hayatının merkezine oturduğunu fark etti. Bu durum, teknoloji kullanımının kontrolden çıktığının bir işaretiydi. Nguyen, uygulamaların hayatındaki diğer her şeyin etrafında döndüğü bir "çekim merkezi" haline geldiğini ifade ediyor.
Nguyen, sosyal medyayı kişisel hayatlarından çıkarmak için gençleri teşvik eden "appstinence" hareketini başlattı. 2024'te Harvard'da bir öğrenci organizasyonu olarak kurulan bu grup, sosyal medyadan uzaklaşmayı hedefleyen 5D yöntemini (azaltma, devre dışı bırakma, silme, düşürme ve ayrılma) öneriyor. Nguyen'in kendi deneyimi de bu yönde oldu; 9 yaşında iPod Touch, 10 yaşında ise Instagram, Snapchat ve TikTok gibi platformlarla tanıştı. Bu "üçlü"nün dikkat süresini, uykusunu, enerjisini, özgüvenini ve benlik saygısını olumsuz etkilediğini hissetti.
Sosyal medya şirketleri ise platformlarının gençlerin ruh sağlığına zararlı olduğu iddialarına karşı çıkıyor. Instagram CEO'su Adam Mosseri, sosyal medyaya klinik olarak bağımlı olunabileceğini düşünmediğini belirtirken, "sorunlu kullanım" olabileceğini kabul ediyor. TikTok ve Snapchat de güvenlik özelliklerini ve yaşa uygun deneyimleri vurgulayarak kendilerini savunuyor. Ancak Nguyen, bu uygulamaların hayatında zararlı bir domino etkisi yarattığını ve gençlerin bu konuda bilinçlenmesi gerektiğini savunuyor.
Gençlerin sosyal medya bağımlılığına karşı geliştirdiği "appstinence" hareketi, dijital refah ve bilinçli teknoloji kullanımına yönelik önemli bir toplumsal değişimin habercisidir.