Ana Sayfa

Zanaatımızı Kaybederken: Yapay Zeka Çağında Programcılık

1 dk okuma

Yazar, yapay zekanın programlama dünyasına getirdiği köklü değişimden duyduğu üzüntüyü dile getiriyor. Yazdığı her kodun ve blog yazısının bir robot tarafından tüketilip taklit edilerek başkalarının para kazanmasına hizmet etmesinden rahatsızlık duyduğunu belirtiyor. Programcının rolünün, yapay zekanın ürettiği kodu tehlikeli içeriklerden arındırmakla görevli bir "TSA ajanı" seviyesine indirgenmesine isyan ediyor. Bu yeni araçların işe yarıyor olması, hatta altı ay içinde insanlardan daha iyi kod yazacak hale gelmeleri, bu durumu daha da acı verici kılıyor.

Kariyerinin sonuna gelmiş programcılar ahlaki prensiplerle yapay zeka araçlarını kullanmaktan kaçınabilirken, kariyerinin başındaki genç nesiller bu araçları zaten doğal bir şekilde benimsiyor. Yazar, özellikle 40'lı yaşlarındaki meslektaşlarına seslenerek, bu değişime ayak uydurmanın önemini vurguluyor. Yapay zeka kullanmayan bir programcının, jetpack takmış genç meslektaşlarının yanında sabit vitesli bisiklet süren biri gibi kalacağını, dolayısıyla işini ve ailesini güvende tutmak için bu yeni araçlara adapte olmak zorunda kalacağını belirtiyor.

Gelecekte, elle kod yazan son nesil olarak bu günlere gülüp geçeceğimizi, ancak içten içe bu zanaatı özleyeceğimizi ifade ediyor. Kodu ellerinde şekillendirmenin, sabaha karşı bir hatayla boğuşmanın ve sonunda onu çözmenin verdiği hazzı, bir sanatçının eserine imzasını atması gibi "ben yaptım" demenin gururunu özleyeceğimizi söylüyor. Yazar, bu yeni dünyayı kutlamasa da direnmeyeceğini, sadece bu kaçınılmaz değişimin yasını tutmaya davet ettiğini belirtiyor. Programcılık zanaatının, tıpkı bir demircinin aleti gibi, gelecekteki nesiller için bir merak objesi haline geleceğini ve bu kaybın yasını tutmanın tam zamanı olduğunu vurguluyor.

İçgörü

Yapay zekanın programlama mesleğini dönüştürmesi, programcıların rolünü ve zanaat anlayışını kökten değiştirerek hem verimlilik hem de mesleki tatmin açısından yeni bir ikilem yaratıyor.

Kaynak