Simülasyon hipotezi, evrenimizin gelişmiş bir uzaylı bilgisayarında çalışan yapay bir yapı olabileceği fikri, uzun süredir kamuoyunun ilgisini çekmektedir. Ancak bu konudaki çoğu argüman, net tanımlamalardan ziyade sezgilere dayanmakta ve "simülasyon" kelimesinin ne anlama geldiğini resmi olarak açıklamak için çok az girişimde bulunulmuştur. SFI Profesörü David Wolpert'ın Journal of Physics: Complexity dergisinde yayımlanan yeni makalesi bu durumu değiştirmeyi hedefliyor. Wolpert, bir evrenin diğerini simüle etmesinin ne anlama geldiğine dair ilk matematiksel olarak kesin framework'ü sunuyor ve simülasyonlarla ilgili uzun süredir devam eden bazı iddiaların, kavram titizlikle tanımlandığında geçerliliğini yitirdiğini gösteriyor.
Wolpert'ın yaklaşımının temelinde bir bakış açısı değişikliği yatıyor: evrenleri iç işleyişi bilinmeyen fiziksel sistemler olarak ele almak yerine, onları bir tür bilgisayar olarak görmek. Bu, Wolpert'ın modelini, gözlemleyebileceğimiz herhangi bir fiziksel sürecin prensipte standart bir bilgisayar programı tarafından yeniden üretilebileceğini savunan fiziksel Church–Turing tezi üzerine kurmasını sağlıyor. Bu mercekten bakıldığında, simülasyon sorusu hesaplamalı bir soru haline geliyor ve spekülasyon yerine matematik, neyin mümkün olduğunun sınırlarını belirliyor. Bu hesaplamalı çerçeve, Wolpert'ın bilgisayar biliminden Kleene'nin ikinci özyineleme teoremi olarak bilinen klasik bir sonuçtan yararlanmasına olanak tanıyor. Bu teorem, bir programın kendisinin tam bir kopyasını nasıl oluşturup çalıştırabileceğini açıklıyor.
Wolpert bu teoremi tüm evrenlere genişlettiğinde şaşırtıcı bir sonuç ortaya çıkıyor: eğer bir evren bizimkini doğru bir şekilde simüle edebiliyorsa, bizim evrenimizin de o evreni simüle etmesini hiçbir şey engellemez. Belirli varsayımlar altında, ikisi matematiksel olarak ayırt edilemez hale gelir ve "daha yüksek" ve "daha düşük" gerçekliklerin tanıdık hiyerarşisini ortadan kaldırır. Framework ayrıca, daha derin simülasyon seviyelerinin üstlerindeki seviyelerden hesaplama açısından daha zayıf olması gerektiği yönündeki popüler inancı da sorguluyor. Wolpert, matematiğin bunu gerektirmediğini gösteriyor: simülasyonların bozulması gerekmiyor ve sonsuz simüle edilmiş evren zincirleri teori içinde tamamen tutarlı kalıyor. Bu çalışma deneysel testler veya tahminler sunmuyor; bunun yerine, gelecekteki filozofların, fizikçilerin ve bilgisayar bilimcilerinin üzerine inşa edebileceği kavramsal bir temel sağlıyor.
Yeni matematiksel framework, evrenin bir simülasyon olup olmadığına dair tartışmayı temelden yeniden şekillendirerek, simülasyonların hiyerarşisi ve sonsuzluğu hakkındaki yerleşik inançlara meydan okuyor.