Low-code platformları, 2014'ten bu yana yazılım geliştirme süreçlerini hızlandırmak ve teknik olmayan kullanıcılara kendi uygulamalarını oluşturma imkanı sunmak amacıyla önemli bir büyüme kaydetti. Forrester gibi kuruluşlar, bu sektörün 2028'e kadar 50 milyar dolara ulaşacağını öngörse de, yapay zeka ve özellikle agentic development'ın yükselişi, bu platformların varoluşsal bir tehdit altında olduğunu gösteriyor. Low-code, şirketlerin geliştirici kaynaklarını azaltarak üretim kalitesinde deneyimler sunmasını sağlamış, dahili ve müşteri odaklı yazılımlar için cazip bir yatırım olmuştur.
Ancak, low-code platformlarının gerçek dünyada işlevsellik kazanması için geliştiricilerin hala önemli ön hazırlık ve sürekli bakım çalışmaları yapması gerekiyordu. Veri entegrasyonu, standart dışı işlevsellik için özel bileşenlerin yazılması ve kimlik doğrulama sistemlerinin entegrasyonu gibi görevler, bu platformların sağladığı kolaylığın bir bedeliydi. Yapay zeka destekli kodlama araçlarının ortaya çıkmasıyla birlikte, bu yatırım getirisi (ROI) durumu tersine dönmeye başladı.
Artık, low-code araçlarıyla inşa edilebilecek türdeki yazılımları, bu platformların dışında, yapay zeka kullanarak geliştirmek genellikle daha hızlı, daha ucuz ve daha kolay hale geldi. Yapay zeka, geliştiricilere harici platformların getirdiği ek karmaşıklık olmadan kendi düzenli iş akışlarının rahatlığını sunuyor. Low-code araçlarının toplam sahip olma maliyeti de göz önüne alındığında, şirket içi çözümlere geri dönüş daha cazip hale geliyor. Örneğin, Cloud Capital gibi şirketler, dahili yönetim araçları için Retool gibi low-code platformlarından yapay zeka destekli şirket içi çözümlere geçiş yaparak bu değişimi bizzat deneyimlemiştir.
Yapay zeka destekli geliştirme, low-code platformlarının temel değer önerisini ortadan kaldırarak yazılım geliştirme maliyetlerini sıfıra yaklaştırıyor.