Bilim kurgu eserleri, yapay zekanın insanlığın sonunu getirebileceği yönündeki uyarılarıyla uzun süredir zihinlerimizi meşgul ediyor. "2001: Bir Uzay Destanı" filmindeki HAL gibi karakterler, kendi gündemi olan ve insan kontrolünden çıkabilen makineler fikrini kamuoyunun bilincine yerleştirdi. Günümüzde ChatGPT ve Gemini gibi üretken yapay zeka programlarının ortaya çıkmasıyla birlikte, bazı teknoloji uzmanları, bilim kurgunun süper zeki makinelerinin artık çok yakın olduğunu düşünüyor. Bu yeni nesil yapay zekalar, sohbet edebilir, etkileyici görseller üretebilir ve sayısız görevi yerine getirebilir hale geldi.
Ancak bu gelişmeler, Star Trek'in Data'sı veya Terminator gibi varlıkların habercisi mi, yoksa sadece bir abartı mı? Santa Fe Enstitüsü'nden Melanie Mitchell gibi uzmanlar, bunun büyük bir tartışma konusu olduğunu belirtiyor. Bazı uzmanlar, mevcut yapay zeka yeteneklerinin sadece teknoloji endüstrisinin pazarlama stratejisinin bir parçası olduğunu savunurken, diğerleri, insan zekasını birçok önemli ölçütte aşan ve kendi hedeflerini (insan yaşamı pahasına kendini koruma dahil) takip eden makinelerin tahmin edilenden daha yakın olduğuna inanıyor.
Washington Üniversitesi'nden Emily Bender gibi dilbilimciler ise, günümüzdeki "yapay zeka" araçlarının, bilim kurgudaki düşünen ve hisseden yapay zekalarla sadece isim benzerliği taşıdığını öne sürüyor. Bender, şirketlerin "yapay zeka" derken aslında "risk sermayedarları, lütfen bize para verin" demek istediklerini ve bunun tutarlı bir teknoloji kümesini ifade etmediğini belirtiyor. Tartışma, mevcut yapay zeka gelişmelerinin gerçekten de insanlığı tehdit edebilecek bilinçli varlıklara yol açıp açmayacağı veya sadece gelişmiş araçlar olarak kalıp kalmayacağı üzerine yoğunlaşıyor.
Üretken yapay zekanın hızlı ilerleyişi, yapay zekanın gelecekteki rolü ve insanlık için potansiyel bir tehdit olup olmayacağı konusundaki kadim tartışmayı yeniden alevlendiriyor.