Son bir yıldır yapay zeka sektöründeki büyümenin doğası önemli bir değişim geçirdi. 2022'de ChatGPT'nin ortaya çıkışıyla başlayan yapay zeka patlaması, başlangıçta Amerika'nın önde gelen teknoloji şirketlerinin bilançolarındaki yüz milyarlarca dolarlık nakit rezervleriyle destekleniyordu. Bu dönemde, büyük oyuncuların kendi sermayeleriyle yaptıkları devasa yatırımlar, sektörün hızlı gelişimini tetikledi. Ancak, son dönemde bu finansman modeline borçlanma da dahil oldu ve bu durum, sektördeki riskleri önemli ölçüde artırdı.
Piyasalar genellikle hisse senetlerindeki dalgalanmalara odaklanırken, makale asıl finansal balonun yapay zeka ile ilgili borçlanmalarda olabileceğine dikkat çekiyor. Howard Marks gibi uzmanlar, yapay zeka boğa piyasasının erken aşamalarından ilerleyerek bir 'balon' oluşumu endişelerini dile getiriyor. Büyük teknoloji şirketlerinin kendi sermayeleriyle yaptıkları yatırımların yerini, yüksek faiz oranlarıyla alınan borçların alması, sektörün sürdürülebilirliği hakkında soru işaretleri yaratıyor. Bu durum, yapay zeka ekosisteminin finansal yapısını daha kırılgan hale getirebilir ve beklenen getirilerin gerçekleşmemesi durumunda ciddi ekonomik sonuçlar doğurabilir. Yapay zeka projelerine yapılan devasa yatırımların borçla finanse edilmesi, gelecekteki olası bir düzeltme durumunda piyasalar üzerinde domino etkisi yaratma potansiyeli taşıyor. Bu finansal kayma, yapay zeka devriminin sadece teknolojik değil, aynı zamanda derin bir ekonomik dönüşümün eşiğinde olduğunu gösteriyor.
Yapay zeka sektöründeki hızlı büyümenin, hisse senedi piyasalarından ziyade borçlanma yoluyla finanse edilmesi, gelecekteki ekonomik istikrar için yeni riskler yaratıyor.