Yazar, Windows 11'i yüklediği andan itibaren pişmanlık yaşadığını belirtiyor. İşletim sisteminin yavaşlığı, hataları ve Windows 10'da sevdiği bazı özelliklerin eksikliği (görev çubuğunu istediği yere taşıyamama, yavaş Dosya Gezgini, Bluetooth gecikmesi, bağlamsal menülerin geç açılması, okunaksız emojiler ve rastgele yeniden başlatmalar) gibi birçok sorunla karşılaştığını ifade ediyor. Aylarca güncellemelerle düzeleceğini umut etse de, Başlat menüsünün tamamen çalışmayı durdurması bardağı taşıran son damla oluyor. Bu durum, yazarın Windows 11'e olan sabrını tüketerek Windows 10'a geri dönme kararı almasına neden oluyor.
Windows 10'a geçiş, beraberinde temiz bir kurulum gerektiriyor. Bu süreç, her ne kadar zahmetli olsa da, yazar için bir "derin temizlik" fırsatı sunuyor. En önemli verilerini harici diske ve bulut hizmetlerine yedekledikten sonra, gereksiz dosyaları, kullanılmayan yazılımları ve bitmiş oyunları temizliyor. Tarayıcı yer imlerini ve Steam kayıtlarını da yedekleyerek olası veri kayıplarının önüne geçiyor. Scrivener, Notepad++, VSC, VLC, Anki, Dropbox, FileZilla, OBS gibi temel yazılımların bir listesini çıkararak yeniden indirme sürecini kolaylaştırıyor.
Bu geçiş sürecini yeni alışkanlıklar edinmek için bir fırsat olarak gören yazar, iki önemli adımı hayata geçiriyor. İlk olarak, uzun zamandır kullanmayı düşündüğü Proton Pass şifre yöneticisine geçiş yapıyor. Aktif olarak kullandığı sitelere yeniden giriş yaparken şifrelerini güncelliyor ve mümkünse iki faktörlü kimlik doğrulamayı (2FA) etkinleştiriyor. İkinci olarak, Windows Pro, Enterprise veya Education sürümlerinde bulunan BitLocker disk şifreleme çözümünü aktif hale getiriyor. Bu sayede, dizüstü bilgisayarının çalınması durumunda verilerinin güvende kalmasını sağlıyor.
Kullanıcıların yeni nesil işletim sistemlerine geçişte yaşadığı zorluklar ve eski sürümlere geri dönme eğilimleri, yazılım geliştiriciler için kullanıcı deneyiminin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.