Özel kredi, banka dışı kurumlar tarafından sağlanan kredileri kapsayan ve 2008 finansal kriz sonrası bankaların riskli borçlulara kredi verme konusundaki isteksizliği nedeniyle popülaritesi artan, hızla büyüyen ve şeffaf olmayan bir finansal piyasa haline geldi. 2025'te 3.4 trilyon dolardan 2029'a kadar 4.9 trilyon dolara ulaşması beklenen bu büyüme, sonbaharda Tricolor ve First Brands gibi özel kredi destekli Amerikan şirketlerinin iflas etmesiyle Wall Street'teki bazı önemli isimleri alarm vermeye itti.
JPMorgan Chase CEO'su Jamie Dimon, Ekim ayında kredi piyasasındaki sorunların nadiren izole olduğunu belirtirken, milyarder tahvil yatırımcısı Jeffrey Gundlach ise özel kredi verenleri "çöp krediler" vermekle suçladı ve bir sonraki finansal krizin özel krediden kaynaklanacağını öngördü. Moody's Analytics baş ekonomisti Mark Zandi, özel kredinin "hafif düzenlenmiş, daha az şeffaf ve çok hızlı büyüyen" yapısının finansal sistem için bir sorun olmasa da, bir sorun için gerekli koşulları sağladığını ifade etti. Bu piyasanın şeffaf olmaması ve kredileri veren varlık yöneticilerinin aynı zamanda değerlemeyi yapması, potansiyel borçlu sorunlarının tanınmasını geciktirme motivasyonu yaratabilir.
Öte yandan, Apollo'nun kurucu ortağı Marc Rowan gibi özel kredi destekçileri, bu piyasanın bankaların bıraktığı boşluğu doldurarak Amerikan ekonomik büyümesini desteklediğini, yatırımcılara iyi getiriler sağladığını ve finansal sistemi daha dirençli hale getirdiğini savunuyor. Emeklilik fonları ve sigorta şirketleri gibi büyük yatırımcılar, kısa vadeli mevduatlarla finanse edilen bankalara kıyasla uzun vadeli kurumsal krediler için daha uygun sermaye kaynakları olarak görülüyor. Ancak bu piyasanın kendine özgü nitelikleri göz önüne alındığında, kamu borcu sektöründeki rakiplerinden gelen endişeler anlaşılabilir nitelikte.
Finansal sistemde hızla büyüyen ve şeffaflıktan uzak özel kredi piyasası, potansiyel riskleri ve ekonomik etkileriyle dikkat çekiyor.